Ana Sayfa Arama Galeri Video Yazarlar
Üyelik
Üye Girişi
Yayın/Gazete
Yayınlar
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Namaz Vakitleri Gazeteler Puan Durumu
WhatsApp
Sosyal Medya
Uygulamamızı İndir
Selma Erdal

Yerelden ulusala: Kadınların siyaset yolculuğunda cam tavanları kırmak

Türkiye’de 2024 yerel seçimlerinde kadın belediye başkanı oranı %5.1 ile tarihi bir rekor kırmıştır. Ancak bu oran, Avrupa ortalamasının (%15) çok gerisindedir. Rakamlar; kadınların siyasetteki varlığının henüz bir “istisna” olarak değerlendirildiğinin göstergesidir.

Acaba bu istisnalar ya da ayrıcalıklar belki de “lütuflar” neden yerleşmiş kurala dönüşemiyor?

Ülke nüfusunun yarısını oluşturan kadınlar; neden yerel ya da ulusal siyasette, nüfustaki sayısal oranlarına eşit bir katılım sağlayamıyor, eşit oranda varlık gösteremiyor?

Neden?

Bilindiği gibi 1979’da imzalanan CEDAW, kadınların siyasetten ekonomiye tüm alanlarda eşitliğini hedeflemektedir. Şöyle ki adı geçen sözleşmenin 7. maddesiyle “kadınların seçme ve seçilme hakkı” güvence altına alınırken, yine sözleşmenin 4. maddesiyle de “geçici kota” uygulamaları meşrulaştırılmaktadır. Bu girişimlere, bu sözleşmelere karşın ne yazık ki Türkiye’de kadın milletvekili oranı %20, belediye başkanı oranı ise %5 olarak belirlenmiştir. İşte bu oranlar da CEDAW’ın “kağıt üzerinde” kaldığının acı bir kanıtı olmaktadır.

Bu arada “CEDAW’ın açılımı nedir?” diye bir soru çıkarsa karşımıza, o sorunun da yanıtını verelim:

İngilizce açılımı Convention on the Elimination of All Forms of Discrimination Against Women olan bu belge Türkçesi ile Kadınlara Karşı Her Türlü Ayrımcılığın Önlenmesi Sözleşmesi’dir.

Özetle bu sözleşme, kadın hakları ve toplumsal cinsiyet eşitliği alanında düzenlenmiş temel bir uluslararası belgedir.

Her Türk yurttaşı çok iyi biliyordur ki Atatürk İlke ve Devrimleri ile Türk Kadını’na yerel ve ulusal seçimlerde oy kullanma ve aday olma hakkı pek çok Batılı ülkeden daha önce verilmiştir. Ama haklarını kullanmayan ya da haklarının ayırdında olmayan kadınların da varlığı bir gerçektir. Türk kadınının; Devrim Yasaları ile kazandığı haklarının ve ayrıcalıklarının yanı sıra uluslararası sözleşmelerle edindiği hakları da vardır. Örneğin CEDAW gibi, İstanbul Sözleşmesi gibi…

Bilindiği gibi 2011’de imzalanan İstanbul Sözleşmesi ile kadına yönelik şiddeti önleme sözü verilmiştir. Ancak Türkiye AKP hükümetinin kararıyla 2021’de sözleşmeden çekildikten sonra, kadın cinayetlerinin %140 artış gösterdiği düşünülmektedir. Dolayısıyla bu koşullar altında; siyasetin yerel düzeyinde bile kadınlar, şiddet tehdidi altında var olma savaşımı vermektedir ne yazık ki…

Üstelik bugün ülkemizde kadın belediye başkanları; yerel yönetimlerde önüne çıkan engellerin ve önyargıların yanı sıra bir de “cam tavanlar”ı kırmak için çabalıyor. Örneğin, Mardin’deki ilk Süryani kadın belediye eş başkanı Februniye Akyol’un; hem etnik kimliği hem de cinsiyeti nedeniyle çifte bir savaşım verdiği bilinmektedir. Bir başka örnek olarak da İzmir’de kadın kooperatiflerini destekleyen projeler, kadınların ekonomik güçlenmesine kapı aralamasına karşın bu çabalar; kadınların sistemik engelleri aşmalarında yeterli olmamıştır.

Çünkü Türkiye’de kadınların siyasete katılımını engelleyen üç temel sorun vardır:

*Siyasi Partilerin Aday Belirleme Pratikleri: Partiler, kadınları “kazanılamaz” ilçelere aday göstermektedir.

*Toplumsal Önyargılar: “Kadın lider olamaz” algısı, medyadan aile içine kadar yaygınlaşmaktadır.

*Kaynak Eşitsizliği: Kadın adaylar, seçim kampanyalarını finanse etmekte zorlanmaktadır.

Kuşkusuz bu engelleri yıkacak çözümler yerelden geçmektedir, bu nedenle de ülke genelinde; yerel düzeyde Kadın Dostu Kentler oluşturulmalıdır.

Yerel yönetimler; toplumsal cinsiyet eşitliğinin sağlanmasında etkili olabilir, olmuştur da… Örneğin Toplumsal Cinsiyet Eşitliği’nin sağlanması için Kadıköy Belediyesi tarafından gerçekleştirilen gece kreşleri oluşturma girişimleri, çalışan annelerin hayatını kolaylaştırmıştır. Yine İzmir Büyükşehir Belediyesi tarafından gerçekleştirilen “Kadın Emeği Evi” projesi, kadınları ekonomik yaşamın içine almak anlamında yararlı olmuştur. Elbette bu projelerin ülke geneline örnek olması ve ülke genelinde yaygınlaşması için merkezi yönetimden yerel yönetimlere kaynak aktarılması gerekmektedir.

Toplumsal Cinsiyet Eşitliği hareketini desteklemek ve kadının yerel siyasette daha çok yer almasını sağlamak amacıyla neler yapılmalı diye sorgularsak;

Kota Zorunlu Hale Getirilmeli: Belediye meclislerinde ve parti yönetimlerinde %50 kadın kotası uygulanmalıdır.

Siyaset Okulları Açılmalı: Genç kadınlara liderlik eğitimleri verilmelidir.

Medya Dili Dönüştürülmeli: Kadın siyasetçiler, “duygusal” değil “yetkin/ yeterli/yetenekli” vurgusuyla tanıtılmalıdır.

Kadınların siyasetteki varlığı, demokrasinin olmazsa olmazıdır. CEDAW ve İstanbul Sözleşmesi’ni yeniden yaşatmak, yerel yönetimleri güçlendirmek ve kadınların önünü açmak, kadının yerel siyasetteki emeğinin önüne çekilen setleri yıkmak, bu ülkenin yarısını oluşturan kadınlara yerel siyasette yer vermek önemlidir, önceliklidir, gereklidir, zorunluluktur.

Unutulmamalıdır ki cam tavanları kıran ilk kadın, ardından gelecek binlercesine yol açacaktır. Türkiye’de kadınların yerel siyasette ve yerel yönetimlerde daha çok var olması, yer alması sonucunda da hem yerel, hem de genel düzeyde demokrasinin gelişmesi, yerleşmesi ve sürdürülebilirliği gerçekleşmiş olacaktır.

El birliğiyle cam tavanları kıralım; bu ülkenin gönenci için, güzel yarınlar için Toplumsal Cinsiyet Eşitliği Hareketi’ne kadın-erkek hep birlikte destek verelim.

Didim, 23 Şubat 2025

 

YAZARLAR
TÜMÜ

SON HABERLER