Ömer ALPDOĞAN
Siyasal iktidarın kini ve düşmanlığının bitmediği iki canlı, ağaçlar ve hayvanlar..
Masum canların “ötanazi” kılıfıyla katledilmelerine izin veren yasanın kabulünden sonra, iğneyle, zehirli gıdalarla, kurşunlarla binlerce masum canların katledildiğine tanık olduk..
AK Parti iktidarının ağaçlara ve yeşile olan düşmanlığını yıllardır biliyorduk..
Ne yazık ki, ağaç düşmanlığının son örneği Adana’da yaşanıyor..
Yıllardır birilerinin göz koyduğu, hatta uğruna belediye başkanının makamında kurşunlandığı kentin akciğeri Çamlıca adlı ağaçlık alanın bulunduğu bölgede, Çamlıca’nın hemen önündeki ormanlık alanda ağaçlar kesilmeye başlandı..
Ağaç ve yeşil düşmanları yıllar sonra da olsa amaçlarına ulaştılar; Adana’nın akciğerine parçaladılar..
Ağaç katliamına başladılar..
Yaşar Kemal Yürüyüş Parkuru’nda yüzlerce ağaç kesildi..
Mülkiyeti Adana Büyükşehir Belediyesi’nde olan arsanın otuzüç yıllığına tahsis edildiği Gençlik ve Spor Bakanlığı (Adana İl Müdürlüğü), alanda ağaç katliamına başladı.
Kılıfını da Adana Büyükşehir Belediyesi, Çevre Şehircilik ve İklim Değişikliği Müdürlüğü, DSİ ve Orman Genel Müdürlüğü’ne gönderdiği ağaçların tehlike yarattığını iddia eden yazılarla hazırlamışlar.
Hazırlanan senaryoya uyan Orman Genel Müdürlüğü, Spor Sahaları etrafında bulunan, nasıl belirlendiği belli olamayan yüzaltı adet Servi, Okaliptüs ve Kızılçam ağacının kesilmesini uygun görmüş. Adana Büyükşehir Belediyesi de ağaçların kesimini başlatmış.
Ağaç katliamının, her yıl başka bir ad, renk ve logoyla sahalarda boy gösteren, bozkurttan önce kaplan, sonra da güneş ve dağa evrilen bir futbol takımı için inşa edilecek üçbinbeşyüz kişilik stadyum için yapıldığı iddia ediliyor..
Eğer öyleyse, stadyum ve stada gidecek yol ve otopark için binlerce ağaç daha katledilecek demektir..
Adana’nın yeni bir stadyuma gereksinimi varsa 5 Ocak Stadyumunu neden yıktınız diye sorarlar Gençlik ve Spor Bakanlığına..
Malum, 5 Ocak, AVM yapılmak, yani ranta çevrilmek için yıkılmıştı ama, TMMOB Şehir Plancıları Odası Adana Şubesi’nin açtığı dava sonunda alan ranta peşkeş çekilememiş, Millet Bahçesine dönüştürülmüştü..
Gençlik ve Spor Bakanlığı, MHP’li yöneticilerin çok sevdiği takım için stadyum yapacak başka bir yer bulamadı da, Adana’nın akciğerini yok etmek için ağaç katliamına başladı?..
Neymiş, ağaçlar spor sahası için tehlike yaratıyorsun…
Hiçbir şeye tehlike yaratmayan ağaçlar iş saha yapımına gelince birden tehlike yaratan varlıklar oluverdiler…
Bu gerkçe Çamlıca bölgesindeki tim ağaçların katline kadar gider, benden söylemesi..
Gerçek amaçlarının stadyum diye yola çıkıp, müteahhitlerin yıllardır göz koydukları ama bir türlü ele geçiremedikleri alanı 5 Ocak Stadı’nda yapamadıkları yapıp ranta çevirmek olduğunu düşünüyorum..
Stadyum işin bahanesi gibi geliyor..
Çünkü, ağaç katliamlarında, doğa tahribatlarında siyasi iktidarın bakanlıklarını, o bakanlıklara bağlı kurumları, rant peşindeki şirketleri her yerde el ele, kol kola gördük…
İkinci bir olasılık ise, küresel emperyalizmin iklim değişikliği ve karbon ayak ısı yalanına balıklama atlayan ve bakanlığın adına “iklim değişikliği” ibaresini ekleyen siyasal iktidarın, iklim değişikliği oyunu gereği ağaçları yok etmesidir.
Malum küresel emperyalistlerin ağa babası Bill Gates efendi, Ağaçların karbon saldığını iddia ederek ağaçları, sebzeleri, meyveleri iklim değişikliği yol açmakla suçlamış; bu açıklamanın ardından ülkemiz de dahil dünyanın dört bir yanında orman yangınları çıkmıştı.
Saha için ağaç kesme işin kılıfı olabilir. Bu kılıflar Bil Gates’in emri yerine getiriliyor olabilir.
Benim şaşırdığım, Adana Büyükşehir Belediyesi’nin, iş makineleri alan sokarak ağaçları kesmesi..
Oysa, Adana Büyükşehir Belediyesi’nden beklenen, tahsisin iptali için girişimlerde bulunmak, Adana’nın akciğerinin ve ağaçlarının korumak için mücadele etmesiydi..
Tabii, bir de o yerin ekonomik değeri var..
Bugün ağac katliamı yapılan yüksekten dönümlük yeşil alan tam otuzbir yıl önceden tanı 1993’den beri birilerinin iştahını kabartıyor..
1993 yılında SHP’li Selahattin Çolak’ın Belediye Başkanlığı döneminde, emlak değeri çok yüksek olan yeşil alan, meclis tarafından konut alanına dönüştürülmüştü.
Kamuoyundan gelen tepkiler üzerine Çolak, imar değişikliği kararını sehven imzaladığını öne sürerek kararı yeniden meclise getirmiş ve alan, tekrar yeşil alana dönüştürülmüştü.
Bu sırada bölgede arsa toplayan simsarlar, 5 Nisan 1993’teki belediye encümen toplantısında Başkan Selahattin Çolak’a silahlı saldırı düzenlemişti. Ancak sıkılan kurşun, Çolak’ın omzunu sıyırmıştı.
Ardından arsa sahipleri tarafından konu yargıya taşınınca mahkeme Çamlıca arsalarının imarda konut alanı olduğunu onaylamıştı. TMMOB’un girişimleriyle alan bir kez daha yargıya taşınmış ve arsalar yeniden yeşil alan olarak tescillenmiş.
O tarihten sonra kentin gündeminden çıkan Çamlıca bölgesinde kalan 400 hisse sahibinin yaşadığı müstakil evlerin de bulunduğu 74 dönümlük alanın kentsel dönüşüme çevrilmesi için geçen yıl yeniden çalışma başlatılmıştı.
Yüreğir Belediyesi’nin hazırladığı ve Büyükşehir Belediye Meclisi’nin imar planları kapsamında Köprülü, Sinanpaşa, Kazım Karabekir ve Hilton Oteli’nin karşısındaki hat, kentsel tasarım alanı ilan edilmişti.
Bölgenin Ağaç katliamına uzanan otuzbir yıllık süreci böyle..
Ağaç katliamını durdurmak için tüm Adanalıların görevi ama, Büyükşehir Belediyesi araçlarının ağaçları kestiği Günlerde sanırım iş otuzbir Yıl sonra yine TMMOB’a düşecek.
Yalanı yaymak için her şeyi kullanıyorlar
Evet, küresel emperyalizm, kendi çıkarlarını korumak, dünya halklarının soymak için sahte pandemiden sonra iklim değişikliği ve karbon ayak izi yalanının uydurmuştu..
Tıpkı sahte pandemide olduğu gibi bu yalanlarının da dünyaya gerçek olarak kabul ettirmek için yoğun bir kampanya yürüttüler..
Bir yandan insanları, küresel iklim değişikliği ve karbon ayak izi yalanına inandırmak, bir yandan da, kendi belirledikleri birtakım şeyleri dayatıyorlar..
En çok karbon salınımını kendileri yaptığı halde, diğer ülkelerden karbon vergisi adı altında haraç almak için kolları sıvamışlardı..
Öylesine etkili ikna turları yaptılar ki, örneğin AK Parti iktidarı Çevre ve Şehircilik Bakanlığının adına “İklim Değişikliği sözcüklerini eklemişti..
Bakanlıklar, belediyeler, ABD ve AB’nin kontrolündeki sözde sivil toplum kuruluşları karbon ayak izi ve iklim değişikliği ile ilgili propagandayı yıllardır yürütüyorlardı..
Şimdi bunlara son olarak film yarışmalarını eklemişler.
Sabancı Vakfı, düzenlediği kısa film yarışmasının dokuzuncusunun temasının “iklim göçü” olarak belirlemiş..
Küresel iklim değişikliği be karbon ayak izinde dünyada insanları pek ikna edemediklerini dikkate almış olacaklar ki, bu kez “iklim değişikliği” yerine “iklim göçü”nü kullanmışlar..
Akılları sıra sempatik hale getirmişler..
Ama ne yaparlarsa yapsınlar, neleri kullanırlarsa kullansınlar, küresel iklim değişikliği ve karbon ayak izi yalanına bizleri asla ikna edemeyecekleridir..
YORUMLAR