Ana Sayfa Arama Galeri Video Yazarlar
Üyelik
Üye Girişi
Yayın/Gazete
Yayınlar
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Namaz Vakitleri Gazeteler Puan Durumu
WhatsApp
Sosyal Medya
Uygulamamızı İndir




Oktay EROL
Oktay EROL

Şiddeti önlemek için “aileye” yaptırım…

Toplumda egemen olan “terör/ şiddet” olayları her gün başka kılıflarla karşımıza çıkarken, üzerinde bilimsel araştırmalar yapmak yerine firmalara araştırma yaptırarak zaman harcamayı iş bilenler var! Şiddet olayları sokaklarda, evlerde, okullarda, derken meclis çatısı altında/ yurttaşın sorunlarına çözüm arayacak olan vekiller arasında da yaşandı! özellikle genç yaşta olanlar, kıvraklıklarıyla yaş almış olan vekillere saldırdılar/ kan döktüler/ düğme kırdılar tüm bunların gösterimi günlerce/ ayrı açılarından ekranlarda yinelendi!

Kimse kimsenin düşündüklerini “hoş” bulmamaya çalışırken, “benim gibi yaşamazsan/ benim inandıklarıma inanmazsan/ benim doğrularımı onaylamazsan/ bana biat etmezsen” çağrışımlı gözdağı içeren tutumun pençeleri arasında didinip duruyor! Buna yıllarca “laik düşünce” dendi oysa… İnançların özgürce yaşanması gerektiğince, inançsızlığın da aynı biçim yaşamını sürdürmesi gerektiği, herkesin birbirine hoşgörüyle yaklaşması gerektiği, nerede olursa/ olsun inançlar öne sürülerek suçlamanın uygar yaşamda yeri olmadığı “laiklik” başlığı içinde anıldı!

***

Şuradan başlayalım: Bireylerin doğru düşünmesi için gereken kolaylıklar sistem tarafından sağlanıyor mu? Eğitimden tutun, aileye, toplumsal kurumlara dek irdelediğinizde yanıtın çoğu kez “hayır” olduğunu görürsünüz. Çocuk okulda yalnız ders değil, yaşamı anlamlandırma yolları da öğrenebilmeli. Yeterli rehberlik hizmetleri almalı, riskli öğrenciler için önleyici izlenceler olmalı… Bunların olduğu söylenebilir mi? Bakanlığın, bilimsel çalışmalardan uzak sivil toplum örgütü saydığı cemaatleri okul içine alarak bunları gerçekleştirmesi olası mı?

Bunun başka boyutları da var: Ekonomik baskı altında tutulan, açlık sınırı altında kazançla yaşamlarını sürdürmeleri istenen ailelerden çocuklarına yeterli ilgiyi göstermeleri bekleniyor; bu olası mı sizce? Böyle bir ortamda doğru düşünmek, doğru karar vermek, gereksinmelere karşılık bulmak kolay mı sizce… Tam tersine şiddeti besleyen koşullar üretiliyor. Sistem, bireyi özgürleştirmek yerine çoğu zaman baskılayan, yönlendiren, dar kalıplara sokan bir işlev görüyor.

***

Areda Survey’in 03–05 Mart 2026 tarihleri arasında yaptığı araştırmaya göre, öğretmenlere yönelik şiddet olaylarının temelinde aile içi iletişim eksikliği ile disiplin boşluğu saptanıyor… Katılımcıların yüzde 87,6’sı velilere caydırıcı hukuksal yaptırımlar uygulanması gerektiğini belirtirken, yüzde 93,1’i riskli öğrenciler için okullarda yeterli önlem alınmadığını dile getiriyor. Ancak burada asıl sorulması gereken şu olmalı: Ekonomik baskı altında tutulan ailenin, çocuğuyla doğru iletişim kurabilmesi olası mı? Açlık sınırının altında kazançla yaşamını sürdürmeye çalışan anne-baba, dayanma gücünü/ umudunu yitirmişken çocuğuna sevgiyle yaklaşması bekleniyor…

Bu koşullarda aileyi suçlamak, sıtmayı yok etmek için bataklığı kurutmak yerine sivrisineklere karşı çaba harcamak kolaycılık olmaz mı? Ailenin kurtuluşunu sağlamadan çocuğu kurtaramaya çalışmak gibi bir tutarsızlıktır bu. Velilere ceza vermeyi çözüm saymak; aileye ekonomik, sosyal destek sağlamadan, okullarda önleyici izlenceleri güçlendirmeden, toplumda şiddeti reddeden eğitimi yaygınlaştırmadan ne denli gerçekçi bir yaklaşım olur? Araştırma bize gösteriyor ki zincirin en zayıf halkası aile; bu halkayı onarmadan şiddet sarmalını kırmak olası değil öyleyse.

***

Sonuçta görünen şu: şiddet bireysel öfke patlamasının da ötesinde, sistemin ürettiği bir sonuçtur. Sokakta, okulda, Meclis’te yaşanan olaylar bize aynı şeyi söylüyor: bireyin doğru düşünmesi için gereken kolaylıklar sağlanmadıkça, aile ekonomik baskıdan kurtarılmadıkça, yalnız çocuklar değil toplum şiddet sarmalından çıkamaz. Araştırma verileri de bunu kanıtlıyor; zincirin en zayıf halkası aile. Öyleyse çözüm, aileyi güçlendirmedikçe olası değil! İnsanca ücret, hakça paylaşım, güvenli okul ortamı, etkili rehberlik hizmetleri, şiddeti reddeden etmenler olduğu görülüyor… Bunlar olmadan velilere ceza vermek, sivrisinekle uğraşırken bataklığı kurutmamak gibidir.

Toplumun geleceğini korumak için önce aileyi ayağa kaldırmak, ardından okulda, toplumda şiddeti besleyen koşulları onarmak zorunludur. Ancak bu bütüncül yaklaşımla çocuklar özgürce düşünebilir, öğretmenler güven içinde çalışabilir, toplum da uygar yaşamın gereği olan barışçıl bir düzeni kurabilir. 060326

YAZARLAR
TÜMÜ

SON HABERLER