Uzun süredir Washington ile Caracas arasında tırmanan gerilim, Venezuela Devlet Başkanı Nicolás Maduro ile eşi Cilia Flores’in Amerikan birliklerince yakalanıp ülke dışına çıkarılmasıyla yeni bir döneme girdi. Bu gelişme, 2013’ten bu yana süren Maduro yönetiminin fiilen sona erdiği yorumlarına yol açtı.
1962’de Caracas’ta işçi sınıfı bir ailede doğan Maduro, gençlik yıllarında sendika temsilciliği yaptı, belediye otobüsünde şoförlük yaptı. Siyasi yükselişi Hugo Chávez döneminde başladı. Chávez’in yakın çevresinde yer alan Maduro, önce Meclis Başkanlığı, ardından Dışişleri Bakanlığı görevini üstlendi. Chávez’in ölümünden önce onu “halef” olarak işaret etmesi, Maduro’nun devlet başkanlığına giden yolun en kritik adımı oldu.
Nisan 2013’te yapılan seçimleri küçük bir farkla kazanan Maduro, Chávez’in karizmasıyla kıyaslandığında daha silik bir lider olarak görüldü. 2015’te muhalefetin parlamentoda çoğunluğu elde etmesiyle iktidarı sarsıldı. 2017’de kurulan Kurucu Meclis, muhalefetin kontrolündeki Ulusal Meclis’i işlevsiz hale getirdi.
ABD yaptırımları ve ambargoları, Venezuela ekonomisini derin bir krize sürükledi. Gıda ve ilaç ithalatı durma noktasına geldi, hiperenflasyon ulusal parayı değersizleştirdi. Birleşmiş Milletler verilerine göre nüfusun büyük bölümü yoksulluk sınırının altına geriledi. Bu süreçte milyonlarca Venezuelalı ülkeyi terk etti.
2018’de muhalefetin boykot ettiği seçimlerle Maduro yeniden başkan seçildi. Ancak protestolar ve uluslararası baskılar arttı. Muhalefet lideri Juan Guaidó, ABD ve çok sayıda ülke tarafından “geçici devlet başkanı” olarak tanındı. 2024 seçimlerinde Maduro’nun kazandığı ilan edilse de muhalefet adayı Edmundo González’in seçimi kazandığını öne sürdü.
ABD Başkanı Donald Trump, Venezuela’yı “iç güvenlik sorunu” olarak tanımladı. Maduro’yu uyuşturucu kartelleriyle bağlantılı olmakla suçladı. Son dönemde Karayipler’deki gemileri hedef alan ABD, uzun süredir sinyalini verdiği saldırıyı gerçekleştirerek Maduro’nun 13 yıllık iktidarını dış müdahaleyle sona erdirdi.


