İş insanı Aziz İhsan Aktaş’ın liderliğini yürüttüğü ileri sürülen “çıkar amaçlı suç örgütü” davası, yeni inşa edilen Silivri duruşma salonunda gergin bir atmosferde sürüyor. Bazı belediye başkanlarına rüşvet verilerek ihalelerin yönlendirildiği iddiasıyla açılan, 7’si tutuklu 200 kişinin yargılandığı davada savunmalar yapılıyor.
Karar duruşmasının dördüncü gününde, Seyhan Belediye Başkanı Oya Tekin adına Celal Tekin söz alarak mahkeme karşısında önemli açıklamalarda bulundu.
“Davanın tüm ağırlığı üzerimize kaldı”
Hukukun siyasi bir hesaplaşma aracı olarak kullanılmaması gerektiğinin altını çizen Tekin, yargılamanın mesleki kariyer basamağı olarak görülmesine tepki gösterdi. Suç örgütü üyesi olmamalarına karşın davanın tüm ağırlığının üzerlerine bırakıldığını belirterek, Aydın, Elazığ, Kütahya Belediyelerinde uygulandığı gibi yetkisizlik kararı verilmesi, tutuksuz yargılama yapılması gerektiğini dile getirdi.
Celal’in savunması şöyle:
“Biz baştan beri hukukun siyasi hesaplaşmanın bir aracı olarak kullanılmamasını, yargılamanın mesleki kariyerde ilerleme avantajı olarak görülmemesini istedik. Gelinen aşamada bir suç örgütü olduğu iddia edilen davada, üye olmamamıza rağmen davanın tüm ağırlığı üzerimize kaldı. Oysa baştan beri Aydın, Elazığ, Kütahya Belediyelerinde yapıldığı gibi yetkisizlik kararı verilmeli ve tutuksuz yargılanmalıydık. Bize yöneltilen suçlamalar ile ilgili hangi açıdan bakarsanız bakın, yasanın öngördüğü unsurlar bulunmamaktadır. Kamu görevlisi ile görüşme, anlaşma, yönlendirme, zorlama olmadığı delil ve beyanlardan anlaşılmıştır. Bir suç örgütü davasında örgüt liderinin zorlandığını iddia etmek, ciddiyetten uzak olduğu gibi iddianamenin ve yargılamanın da ruhuna aykırıdır. Rüşvet deniliyorsa rüşvet verdiği, aracı kıldığı iddia edilen Bilginay firma sahiplerinin suçlanmaması ya maddi bir hatadan kaynaklanmakta ya da hukuki bir eksiklik olmaktadır. Bunun da derhal giderilmesi gerekmektedir. Mahkeme önünde Bilginay firma sahipleri, başkanı tanımadıklarını, görüşmediklerini beyan etmişlerdir. O zaman sorunun çözümsüz kaldığı, bu nedenle rüşvet anlaşması yapıldığı nasıl iddia edilecektir? Yapılan yargılamada faturaların 15-20 gün öncesinden kesildiği, belediyeden gelecek paranın yerinin dahi belli olduğu, gelen paranın kısmen Beşiktaş Belediyesi’nden alınan arsa bedelinin ödenmesinde kullanıldığı banka kayıtlarında ortaya çıkmıştır. Öncesinde ödeneceği yer bile belli bir paranın rüşvet karşılığı ödendiği nasıl kabul edilecektir? Aynı hesaptan, 3 ayrı yerden 3 ayrı dekontla paranın niçin çekildiği açıklanmamış, dekontlar sanki tarafımıza ait ödemeymiş gibi gösterilmiş, kısa bir görüşmenin kabulü sanki suçun ikrarıymış gibi belirtilmiştir. Oya Tekin’in olayın hiçbir yerinde olmadığı, görüşme, konuşma, yönlendirme yapmadığı, bir araya gelmediği açıkça ortaya çıkmışken üçüncü şahısların yorumları dikkate alınamaz. Sadece suç örgütü lideri olduğu iddia edilen şahsın savunmalarımız üzerine sürekli değişen, başkalaşan beyanlarına itibar edilerek isnat oluşturulamaz. Bu beyanların da cezaevinden çıkmak ve mal varlığını kurtarmak amaçlı yapıldığı herkesin bildiği bir gerçektir. Savunmama ilişkin ayrıntılar avukatım tarafından açıklanacaktır. Dosya kapsamı bir bütün olarak değerlendirdiğinde gerek TCK gerekse Yargıtay kararları ışığında suçun maddi ve manevi unsurları oluşmadığından beraat kararı verilmesi bir zorunluluktur. Hakkımda öncelikle tutuklama kararının kaldırılmasını ve beraat kararı verilmesini talep ediyoruz.”


