Gazeteci Barış Yarkadaş, 2017 referandumunda yaşanan mühürsüz oy tartışmasına ilişkin ayrıntılı bir açıklama yaptı. Yarkadaş, CHP Manisa Milletvekili Tur Yıldız Biçer’in konuyu ilk gündeme getirdiğini, ardından Bülent Tezcan’ın YSK ile görüşerek “mühürsüz oylar geçerlidir” direktifinde bulunduğunu aktardı. Yarkadaş, dönemin Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu ile yaptığı görüşmeleri, YSK önünde yapılan protestoları, parti içindeki tartışmaları paylaştı. Genel Başkan Kılıçdaroğlu’nun tutumuna ilişkin değinide bulunmaması konunun önümüzdeki günlerde tartışılacağını gösteriyor.
Açıklamasında, bazı isimlerin sorumluluk almaktan kaçındığını, faturanın ise yalnızca Kılıçdaroğlu’na kesildiğini belirtti.
Özgür Özel yönetimiyle başından bu yana tartışma içinde olan, her tartışma izlencesinde konuyu CHP’nin konumuna dayayan Yarkadaş’ın X platformunda yer verdiği paylaşımı şöyle:

“Mühürsüz Oy”a itiraz eden ve durumu genel merkeze bildiren ilk kişi CHP Manisa Milletvekili Tur Yıldız Biçer’di. (Biçer’i buna itiraz ettiği ve ön seçim istediği için siyaseten tasfiye etti bugünkü “değişimci”ler.)
Tur Yıldız Biçer, mühürsüz oy konusunu sabah saatlerinde genel merkeze bildirdikten hemen sonra, Bülent Tezcan, YSK ile konuyu görüştü ve “Mühürsüz oylar geçerlidir” talimatı verdi tüm örgütlere. (Yazılı talimat.)
&&&
Pazar gecesi seçim bittikten sonra Ankara’ya geldim. Dönemin Genel Başkanı Kılıçdaroğlu’na önce ayrıntılı bir mesaj yazdım. Ardından da kendisini aradım. 26. Dönem Whatsup grubuna da düşüncelerimi aktardım. YSK’ya itiraz etmemiz gerektiğinde ısrarcı oldum.
Bunun üzerine Grup Başkanvekili Levent Gök aradı ve “Sayın genel başkanla konuşmuşsunuz. Pazartesi ya da salı günü parti olarak YSK’ya başvuracağız” dedi. Ben ı“Milletvekilleri de orada olmalı” diye ısrar ettim.
&&&
Bu görüşümü Kılıçdaroğlu’na da aktardım.
Bunun üzerine aynı gün, önce Kılıçdaroğlu’nu mecliste dinledik ardından (18 Nisan 2017) saat 15.00 sularında YSK’ya gittik. (Bekaroğlu, Tekin, Yılmaz ve birçok vekil YSK’ya gittik.)
Bülent Tezcan, hiç istemeye istemeye itiraz dilekçesi verip basının olduğu kata indi. Bizi görünce pek memnun olmadı.
Kısa bir açıklama yaptıktan sonra arabasına bindi. Kapısını kapattı. Arka koltukta ve sağ köşede oturuyordu.
Hızlıca yanına gittim ve “Bülent Abi nereye gidiyorsun?” diye sordum. “İşim var gidiyorum” cevabını verdi.
Bunun üzerine YSK’daki konuyu hatırlatarak “Abi bundan daha önemli ne işin olabilir. Milyonlarca insan bizden bir umut bekliyor. Gitmeyelim, oturma eylemi yapalım. Parti örgütlerini buraya çağıralım” dedim.
“Ben gidiyorum. Genel Sekreter Kamil’le konuşun. Herkes meclise dönecek” diye konuştu.
&&&
Bunun üzerine Kamil Hoca’nın yanına gittim. Kamil Hoca da “Meclise dönüyoruz” arkadaşlar diyordu vekillere o sıra…
İtiraz ettim.
“Tüm basın burada. Meclise gidip ne yapacağız. ‘Ben gelmiyorum. Burada kalacağım’ dedim. Kamil Hoca da ‘Biz yürüyerek gideriz basın da bizimle gelir’ cevabını verdi.
Uzlaşamadık.
Ben, Ali Şeker ve Onursal Adıgüzel YSK’nın önünde alkışlı protestoya başladık. Yaklaşık 2 saat boyunca tek başımıza ve bizi sosyal medyadan duyup gelen 40 – 50 kişi ile alkışlı – ıslıklı – sloganlı protesto gösterisi yaptık.
Sonra biz de meclise döndük.
Tur Yıldız Biçer, kapalı toplantıda mühürsüz oylar mevzusunu açtı. Ben de referandumda en az 10 bin sandıktan veri alamadığımızı söyledim.
Söylesen ne olacak ki?
Örgütlerden Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı Tekin Bingöl, toplantıya katılmaya gerek bile görmemişti.
Şimdi Bülent Tezcan ve Tekin Bingöl, partide “değişim” bayrağı taşıyor. İkisi de bu konularda hiç sorumlulukları yokmuş gibi davranıyor. İkisi de siyasete sanki bu yıl başlamışlar gibi…
Fatura ise koca bir yalan üzerinden sadece Kılıçdaroğlu’na kesiliyor.
Bize gelince; bu tür karanlık operasyonlara hep itiraz ettiğim için beni ikide bir Kılıçdaroğlu’na şikayet ettiler ve “Devlet Barış Yarkadaş’tan rahatsız” dediler.
Devlet dedikleri de yargıda birlikte iş takibi yaptıkları kişilerdi. Onları da başka bir gün yazacağım.



