Ana Sayfa Arama Galeri Video Yazarlar
Üyelik
Üye Girişi
Yayın/Gazete
Yayınlar
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Namaz Vakitleri Gazeteler Puan Durumu
WhatsApp
Sosyal Medya
Uygulamamızı İndir




İzmir’de Meslek Fabrikası krizi; Tugay’dan çağrı…

İzmir Anakent Belediyesi’ne ait Meslek Fabrikası binasına Vakıflar Bölge Müdürlüğü tarafından el konulmasının ardından başlayan direniş sürüyor.

İzmir Anakent Belediyesi’ne ait Meslek Fabrikası binasına Vakıflar Bölge Müdürlüğü

İzmir Anakent Belediyesi’ne ait Meslek Fabrikası binasına Vakıflar Bölge Müdürlüğü tarafından el konulmasının ardından başlayan direniş sürüyor. Belediye Başkanı Dr. Cemil Tugay, bina önünde yaptığı açıklamada, “Bugün mağdur edilen herkesi yalnız bırakmama günüdür” diyerek İzmirlileri desteğe çağırdı.

Sabah saatlerinde polis ablukasıyla belediye personelinin binaya girişinin engellendiğini belirten Tugay, kendisinin de belediye başkanı olarak binaya alınmadığını söyledi. CHP İzmir İl Başkanı Çağatay Güç ise yarın saat 18.00’de yapılacak kitlesel açıklama için yurttaşlara çağrıda bulundu.

Tugay, Meslek Fabrikası’na yönelik el koyma sürecinin hukuka aykırı olduğunu yineleyerek, “Vakıf gerçekte yok, tapuda var” sözleriyle mülkiyetin belediyeye ait olduğunu vurguladı.

Tugay, şunları söyledi:

Burada mülkiyetle ilgili ihtilaflı bir durum söz konusu. Ancak bu konuda açılmış dava süreci devam ediyor; sonuçlanmış bir dava yok. Buna rağmen AK Partili siyasetçiler, sanki dava sonuçlanmış gibi açıklamalar yapıyor. Nedense İzmir Büyükşehir Belediyesi binasının Vakıflar’a devredilmesine çok sahip çıktılar. Bayezid Baba Vakfı adı kullanılıyor. Ancak arkadaşlarımızın yaptığı araştırmalara göre bu vakıf, Osmanlı döneminde hukuken ortadan kaldırılmış. Dönemin padişahı tarafından kapatılmış ve ‘Evkaf-ı Münderise’ kapsamına alınmış. Yani ortada fiilen var olmayan bir vakıf söz konusu. Meslek Fabrikası’nın tapusunda bu vakfın adı yer alıyor. Gerçekte olmayan, Cumhuriyet döneminden bile önce kapatılmış bir vakfın ismiyle işlem yapılıyor. Ortada ciddi bir hukuk tartışması var ve sonlanmadı, hala mahkemede.

Kaymakamlığın, itirazımızın kabul edilip edilmediğine dair bize yazılı bildirimde bulunması gerekiyordu. Ayrıca ‘şu tarihte tahliye yapılacaktır’ şeklinde resmi bir tebligat yapılmalıydı. Normal bir hukuk devletinde olması gereken budur. Bizim bildiğimiz devlet anlayışı da bu şekilde işler” dedi. Herhangi bir bildirim yapılmadan tahliye işleminin gerçekleştirildiğini ifade eden Tugay, “Mesai saati başlamadan, insanlar uyanmadan yapılan bu tahliyeyi hem hukuka hem de etik değerlere aykırı buluyoruz. Yargı süreci hiçe sayıldı. Asliye hukuk mahkemesi daha önce bir tedbir kararı vermişti. Ancak ne yazık ki bu tedbir kısa süre içinde kaldırıldı. Üstelik kararın gerekçesi yazılmamış, karar metni tamamlanmamıştı. Yani ortada denetlenebilir, kesinleşmiş bir mahkeme kararı yoktu” diye konuştu. İtiraz süreci devam ederken tahliyenin başlatıldığını vurgulayan Tugay, “Yargı süreci beklenmeden fiili bir durum yaratıldı. Daha da çarpıcı olan ise, henüz ortada olmayan bu kararın, tahliye işlemi tamamlanırken UYAP sistemine yüklenmiş olmasıdır.

İçeride belediyeye ait yüz milyonlarca liralık kamu malına el konuldu. Çalışanlarımızın kişisel eşyalarını almalarına izin verilmedi. Üstelik bu bina tescilli bir kültür binasıdır ve dün zarar gördü. Vakıflar, binaları korumak için böyle uygulamalar yapıyor iddiasında bulunuyor, ama uygulanan yöntemle bina zarar gördü. Kapılar tokmakla zorlanarak kırıldı ve değiştirildi. Yetkisi olmayan özel güvenlik girişleri engelledi. Hukuki tespit yapılması bile engellendi. Tespitler sırasında kameraların çalışmaması için binanın elektriği kesildi. Vakıflar’ın özel güvenlik görevlilerinden biri, Atatürk imzalı tapu belgesi pankartını, tahliyeye tepki gösteren vatandaşları tahrik etmek amacıyla keserek aşağı atmış. Açık ve nettir ki, ortada mülkiyeti tartışmalı bir yapı, devam eden bir dava ve beklenen bir yargı süreci var. Tüm bunlar varken, sabahın erken saatlerinde polis ablukasıyla yapılan bu işlemi ‘hukuk çerçevesinde’ yapılan bir işlem olarak tanımlayamayız. İzmir, hukuk şehridir ve bu şehir, oldu bittilere teslim edilemez.

Dün gece arkadaşlarımızla sabaha kadar buradaydım; sabahın yorgunluğuyla karşınızdayım. Biraz dinlendikten sonra yine gelip, sabaha kadar burada olacağım. Sizlerle, yani gerçek dostlarla, bu şehrin gerçek sahipleriyle omuz omuza duruyoruz. Bizleri siz göreve getirdiniz. Bizim yüzümüzü döndüğümüz insanlar sizlersiniz. Biz gücümüzü sizden alıyoruz ve sizden almak zorundayız. Bugün, beni ve bize bu durumu yaşatanlara karşı mağdur olan herkesi yalnız bırakmama günüdür”

CHP İzmir İl Başkanı Çağatay Güç, kentin önemli bir süreçten geçtiğini belirterek şunları söyledi:

“İzmir’in istişare kültürünü yeniden bir araya getirmek ve bu süreci ortak akılla yürütmek adına sivil toplum paydaşlarımızla bir araya geldik. Önümüzdeki eylem sürecinin planlamasını yaptık. Bizler, Türkiye Cumhuriyeti’nin sıradan vatandaşları olarak; kadınların ve gençlerin eğitim aldığı Meslek Fabrikası’na sahip çıkma kararlılığındayız. Bu sürecin İzmir halkı için ne kadar önemli olduğunu tüm Türkiye’ye anlatacağız. Bu konuyu somut örneklerle görünür kılacağız; burada eğitim alanları dinleyeceğiz. Çünkü binlerce insan bu merkezde meslek edindi, iş sahibi oldu. Burası yalnızca tarihi bir bina değil, aynı zamanda bir eğitim kurumudur. Ancak bugün etrafının demir parmaklıklarla çevrildiğini görüyoruz. İzmir halkı olarak bunu kabul etmiyoruz. Hukuki çerçevede kalarak mücadelemizi sürdüreceğiz ve tüm İzmirlileri bu sürece destek vermeye davet ediyoruz.”