Ana Sayfa Arama Galeri Video Yazarlar
Üyelik
Üye Girişi
Yayın/Gazete
Yayınlar
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Namaz Vakitleri Gazeteler Puan Durumu
WhatsApp
Sosyal Medya
Uygulamamızı İndir




İzmir’de Meslek Fabrikası için nöbet sürüyor

İzmir Anakent Belediyesi bünyesindeki Meslek Fabrikası binasına yönelik el koyma girişimine karşı başlatılan direniş, kararlılıkla devam ediyor.

İzmir Anakent Belediyesi bünyesindeki Meslek Fabrikası binasına yönelik el koyma

İzmir Anakent Belediyesi bünyesindeki Meslek Fabrikası binasına yönelik el koyma girişimine karşı başlatılan direniş, kararlılıkla devam ediyor. Perşembe gecesi dondurucu soğuğa karşın alanı terk etmeyen yurttaşlar, İzmir Anakent Belediye Başkanı Dr. Cemil Tugay öncülüğünde omuz omuza verdi.

Siyasetten güçlü destek

Gece boyunca süren nöbete CHP İzmir İl Başkanı Çağatay Güç, CHP İzmir Milletvekili Yüksel Taşkın, ilçe belediye başkanları ile çok sayıda yurttaş katıldı. Mücadeleye destek vermek üzere kente gelen CHP Şanlıurfa Milletvekili Mahmut Tanal, alandaki polis barikatlarına tepki gösterdi. Tanal, barikatları birbirine bağlayan plastik kelepçeleri elindeki penseyle keserek uygulamayı eleştirdi.

“Sınırlar böyle korunmuyor”

Açıklamalarında güvenlik önlemlerinin dozuna dikkat çeken Mahmut Tanal, Türkiye sınırlarında dahi bu denli sıkı tedbirlerin alınmadığını savundu. Bir kamu kurumunun polis kordonuyla çevrilmesini “işgal” olarak niteleyen Tanal, durumu protesto ederek yetkililerle görüşme talebinde bulundu.

Türküler direnişe ses oldu

Soğuk havada ateş başında bekleyen katılımcılara Tepecik Müzisyenler Derneği üyeleri şarkılarıyla moral verdi. Türkülerin yankılandığı Meslek Fabrikası önünde, katılımcılar binanın İzmir halkının malı kalması gerektiğini vurgulayarak sabahın ilk ışıklarına dek nöbeti sürdürdü.

40 yıllık avukat olduğunu anımsatarak tahliye prosedürünün koşullarına değinen Mahmut Tanal, şunları söyledi:

Kur’an’ın ilk ayeti ‘oku’.. Niye oku? İnsanları cehaletten kurtarmak için. Anayasaya göre kimse eğitim ve öğretim hakkından yoksun bırakılamaz. Burada insanların bir meslek edinmesi için, işsiz kalmaması ve çalışabilmesi için meslek kursları veriliyor. Kurs verilmesi maalesef engellenmeye çalışılıyor.

İki türlü tahliye var. Birincisi sulh hukuk mahkemelerinde karar alınır. Bir diğeri de 3091 yasa uyarınca yapılır. Bu yasa diyor ki ‘Bir kişi sizin mülkünüzü işgal etmiş ise 15 gün içerisinde kaymakamlığa müracaat edersin. Onu tahliye edersin.’ Ancak eğer o mülkle ilgili davalar açılmış ise orasını tahliye edemezsin. İzmir Büyükşehir Belediyesi, kaymakamlığın işleminin iptali için dava açmış. Vakıflar Genel Müdürlüğü’ne dava açmış. İdari mahkeme yürütmeyi durdurma kararı almış. Tekrar itiraz edilmiş. 3091 sayılı yasanın 14’üncü maddesi diyor ki, ‘Burada dava açılmışsa, kaymakam olarak senin görevin bitti. Buraya müdahale edemezsin.’ Ne yapması lazım? Sulh Hukuk Mahkemesi’ne tahliye davası açacak. Tahliye kararını alacak. İcra memuruyla birlikte gelip anahtarı isteyecek.

Geliyor zorla ‘Ben içeri girdim, seni almıyorum’ diyor. Bu örnek kötü bir örnek. O zaman tüm mal sahipleri ansızın gidecekler, kiracının evinin anahtarını çıkaracaklar, ‘Hadi kardeşim sen buraya giremezsin’ diyecekler. Şu anda devletin, emniyetin, kaymakamın yaptığı bu. İçeride belediyenin 300 milyona yakın malzemesi var. Hukuk devletini ihlal ediyorlar. Kanunsuz emir. Bu kanunsuz emri yerine getiren de suç işliyor. Onun için buradan İçişleri Bakanı Mustafa Çiftçi ile Adalet Bakanı Akın Gürlek’e sesleniyoruz. Bu kararları bir daha gözden geçirsinler. Bu hukuka aykırıdır. Lütfen bu hukuka aykırı işlemden vazgeçsinler. Belediyeye ait olan bu taşınmazı teslim etsinler ve burada kursiyer olan öğrenciler kursuna, eğitimlerine devam etsinler.

Savaş halinde olan Ukrayna-Rusya savaşında bu yok. Savaş halinde olan Amerika-İran savaşında bu yok. 2026’nın Türkiye’sinde eğitim kurumu bu şekilde kapatılmış durumda. ‘Yaparsa AKP yapar’ diyorlar ya. AKP eğitim kurumlarını böyle polis kuvvetiyle kapatıyor. Bu despotluktur, otoriterliktir. Aynı şekilde İzmir Cumhuriyet Başsavcılığına sesleniyoruz. Tahliye hükümleri böyle zorbayla uygulanmaz. Bu bir zorbalıktır. Bu işgal tam kanunsuzluk halidir. Dünyadaki itibarımızı zedeliyor. Ülkeyi kimsenin itibarsızlaştırmaya hakkı yok. Yazık günah. Polislerin görevi bu mudur? Hukuksuzluktan bir an önce vazgeçin diyeceğiz. Eğer vazgeçmeyeceklerse genel nerkezimizle görüşüp ayrı bir yol haritası çizeceğiz.”