TMMOB Jeoloji Mühendisleri Odası Adana Şube Başkanı Dr. Mehmet Tatar, 6 Şubat 2023 Kahramanmaraş merkezli depremlerin üçüncü yılında yaptığı açıklamada doğal yıkım risklerini azaltmaya yönelik somut adımların atılmadığını söyledi.
Dr. Tatar, kentsel ile kırsal yaşam alanlarını doğal yıkımlara karşı dirençli duruma getirmesi gereken makamların duyarsızlığının zararları artırdığını belirtti. Afet risk azaltma yatırımlarının “maliyet artışı” olarak görülmesinin kabul edilemez olduğunu dile getirdi. “Afetler yalnızca ekonomik değil, aynı zamanda derin toplumsal yaralar açıyor” dedi.
6 Şubat depremlerinde 53 bin 537 yurttaşın yaşamını yitirdiğini anımsatan Tatar, özellikle çocuklar ile gençlerin uğradığı mağduriyetin hiçbir maddi karşılığının olamayacağını vurguladı. “Yaşamını yitiren yurttaşlarımızı saygıyla anıyoruz, bu acıların bir daha yaşanmaması için mücadelemizi sürdüreceğiz” sözleriyle açıklamasını sürdürdü.
Dr. Tatar, üç yıl geçmesine karşın ülkeyi afetlere hazırlıklı hale getirecek kalıcı önlemlerin hayata geçirilmediğini, bunun yerine sermayeye yeni rant alanları açan düzenlemelerin gündeme getirildiğini söyledi. Torba yasa teklifleriyle zemin araştırmalarının denetimden uzaklaştırıldığını, binlerce jeoloji mühendisinin işsiz bırakıldığını, kamusal denetimin zayıflatıldığını dile getirdi.
JMO’dan 7 Maddelik Acil Çağrı
Dr. Tatar, doğal yıkım risklerinin azaltılması için şu önerileri sıraladı:
Kamu yararını esas alan, bilimsel ve sosyal adalet temelli bir afet risk azaltma yaklaşımı benimsenmeli.
İmar, planlama, afet ve yapı denetimi mevzuatı bütüncül şekilde yeniden düzenlenmeli.
TBMM tarafından Afet Risk Azaltma Kanunu acilen çıkarılmalı.
Risk azaltma projelerini finanse edecek yeni bir Afet Fonu oluşturulmalı.
Yerel yönetimler, meslek odaları ve sivil toplum afet yönetiminin her aşamasına dahil edilmeli.
Afet, Acil Durum ve İklim Değişikliği Bakanlığı kurulmalı.
Türk Ceza Kanunu’na “afet suçu” tanımı eklenerek cezasızlık anlayışına son verilmeli.
“İmar Affı Uygulamaları Terk Edilmeli”
Dr. Tatar, imar barışı ve yapı kayıt belgesi gibi düzenlemelerin afet risklerini artırdığını belirterek, bu tür uygulamalardan vazgeçilmesi gerektiğini, 6 Şubat depremlerinde yaşanan acı ve kayıpların bir daha yaşanmaması temennisinde bulunarak, şeffaf, hesap verebilir ve katılımcı bir afet risk yönetim sisteminin hayata geçirilmesinin zorunlu olduğunu belirtti.


