Cumhuriyet Halk Partisi (CHP), 39. Kurultayını tek adayla tamamlamış ve Özgür Özel yeniden genel başkan seçilmiştir. Kurultayın tek adaylı olması hem parti içi dengelerin hem de toplumsal muhalefet dinamiklerinin geldiği kırılgan noktayı görünür kılmıştır.
Özellikle 19 Mart sonrası Cumhur İttifakı hükümetine yönelen toplumsal tepkinin yarattığı siyasal boşluk, CHP için tarihsel bir fırsata dönüşebilirdi. Ancak parti, gençlik hareketlerinin açtığı meşruiyet alanını programatik dönüşüme yönlendirememiş; üç kurultay boyunca kapsamlı bir toplumsal çözüm programı sunmamıştır.
Bu makalede, CHP’nin söz konusu tıkanmasının nedenleri, Özgür Özel-Ekrem İmamoğlu ikilisinin partiyi yönetme biçimi, parti içi kadroların pasifleşmesi ve Türkiye’nin ihtiyaç duyduğu demokratik devlet yönetimi bağlamında analiz etmek istedim.
Özgür Özel’e yönelttiğim üç temel sorunun politik anlamı tartışılmakta ve CHP’nin gelecekte nasıl bir siyaset üretmesi gerektiğine işaret etmek istedim.
CHP’nin 39. Kurultayı, teknik olarak bir genel başkanlık seçimi olmaktan ziyade partinin siyasal istikametinin teyidi niteliği taşımıştır. Tek adaylı bir kurultay, demokratik meşruiyet tartışmalarını da beraberinde getirirken, parti içi fikir üretiminin neredeyse askıya alınmış olduğunu işaret etmektedir. Siyasal ortamın CHP’ye açtığı boşluk açıktır.
Cumhur İttifakı’nın zayıflayan toplumsal desteği, ekonomik kriz kaynaklı yaygın hoşnutsuzluk, gençliğin Saraçhane çıkışıyla yarattığı yeni muhalefet enerjisi.
Bu dinamik gelişmeye rağmen CHP’nin söylemsel hattı yüzeysel kalmış; topluma umut veren, ekonomik ve demokratik dönüşüm projeleri dile getirilmemiştir.
Saraçhane’de üniversite gençliğinin başlattığı toplumsal çıkış, aslında CHP’nin uzun süredir kaybettiği “tabanla bağ kurma kanallarını” yeniden açmıştı.
Bu hareket; sokak meşruiyeti yaratmış, geniş toplum kesimlerinde CHP’ye yönelik algıyı tazelemiş, partiye “gerçek bir program sunma” fırsatı vermişti.
Ancak CHP yönetimi bu enerjiyi politika üretimine çeviremedi. Yapılan 60’tan fazla miting, somut çözüm programlarının anlatılmadığı, genellikle güncel polemiklerin ve Ekrem İmamoğlu merkezli tartışmaların gölgesinde geçen etkinliklere dönüştü.
Bu durum, partinin “topluma umut aktaramayan” bir görüntü vermesine yol açtı.
Özgür Özel–Ekrem İmamoğlu ikilisinin parti içi işleyişi, kamuoyunda giderek daha fazla şöyle algılandı. İmamoğlu: Parti sahibi
Özel: Yönetimi devralmış profesyonel CEO
Bu algı, CHP’nin 100 yıllık kurumsal kültürüne doğrudan aykırıdır. CHP, tarihsel olarak; kollektif akla, örgütsel dengeye, kurulların belirleyici iradesine, deneyimli kadroların sürekliliğine dayanır. Buna karşın yeni yönetim tarzı, kişisel liderlik ve siyasal kampanya mühendisliği ekseninde şekillenmektedir.
Bu durum, yıllarca gençlik kollarından itibaren büyük bedeller ödeyerek gelen kadroların pasifleşmesine, edilgenleşmesine ve siyasal sezgilerini kaybetmiş görüntüsüne yol açmaktadır.
CHP’nin bugün içine sıkıştığı politik daralma üç temel faktörde somutlaşmaktadır.
Sağcılaşma ve “Merkez Parti Olma” Yanılgısı
Parti yönetimi, sağa açılarak büyüme stratejisinin Türkiye’de hiçbir zaman çalışmadığını; sağ merkez alanının zaten iktidar blokunun ideolojik kontrolünde olduğunu görmezden gelmektedir. Merkezde tutunma politikası, kimliksizleşme, iddiasızlaşma ve özkütleden kopuş yaratmaktadır.
Program Boşluğu: Ekonomi, Demokrasi ve Devlet Tasarımı konularında, son üç kurultayda açıkça görülmüştür ki CHP’nin; yeni bir ekonomik model tasarımı, demokratik devlet düzeni önerisi, yeni anayasa vizyonu, kamucu üretim modeli, sınıf siyaseti bağlamında hiçbir kapsamlı programı sunulmamıştır.
Kriz çok boyutlu iken, CHP’nin önerileri yürütmenin basit idari kararlarıyla çözülebilecek gündelik politikalara sıkışmıştır.
Asıl sorun yalnızca merkez yöneticiler değildir. Yerel kadrolar, kişisel beklenti ve pozisyon kaygılarıyla eleştirel tutum geliştirememekte, “kral çıplak” demeyi göze alamamaktadır. Bu, parti içi demokrasinin çökmesi anlamına gelmektedir.
Türkiye’nin bugün karşı karşıya olduğu kriz, yalnızca ekonomik değil; devlet krizi boyutundadır. Bu nedenle ülkenin ihtiyacıdır.
Demokratik devlet yönetimi
Üretim ekonomisine geçiş ve emek merkezli gelir sistemi
Demokratik anayasa
Örgütlü toplum
Bu dört sütun olmadan ne demokrasi kurulur ne de ekonomi toparlanır. CHP’nin kurultaylarında bu başlıklardan hiçbiri konuşulmamıştır.
Sayın Özgür Özel’e üç sorumuz var!
Size yönelttiğiniz sorular, aslında CHP’nin tarihsel misyonuyla bugünkü pozisyonu arasındaki çelişkiyi işaret etmektedir.
Demokratik Halk İktidarı mı, yoksa yönetilebilir liberal merkezli yönetim mi?
CHP, bugün bir “demokratik dönüşüm programı” sunmamaktadır. Yönetim, sistem içi muhalefeti aşan bir ufuk koymamıştır.
Alım Gücü, Üretim Sistemi ve Üretim İlişkileri İçin nasıl bir model düşünüyorsunuz. Kurultayda bu düşüncenizi belirten program ifadesi neden yok?
CHP’nin ekonomi söylemi hala tüketim destekli sosyal yardım mantığına sıkışmıştır. Oysa Türkiye’nin ihtiyacı üretim ilişkilerini yeniden kuracak kamucu bir modeldir.
Demokratik anayasa tasarımı ve devletin kurumsal rehabilitasyonu. Bu hususlarda nasıl bir programınız var. Varsa neden programda yok.
Partinin son üç kurultayında anayasal yenilenme gündemi neredeyse yoktur. Bu durum, CHP’nin devlet vizyonu konusunda büyük bir boşluk içinde olduğunu göstermektedir.
CHP bugün tarihsel bir kavşaktadır. Karşısında iki yol vardır.
Birinci Yol: Kişi merkezli, kampanya odaklı, sağa yakın konumlanmış, programdan yoksun bir muhalefet anlayışı.
Bu yol, partiyi zaman içinde kimliksizleştirecek, örgütünü boşaltacak, toplumsal enerjiyi hedefsiz bırakacak, iktidar blokunun istediği muhalefet biçimine dönüştürecektir.
İkinci Yol: Demokratik devlet, üretim ekonomisi, anayasal yenilenme ve örgütlü toplum üzerine kurulu, gerçek sosyal demokrat bir program.
Bu yol, CHP’nin tarihsel misyonuyla uyumlu ve Türkiye’nin geleceğini kurabilecek niteliktedir. Bugün CHP yönetiminin ve özellikle Özgür Özel’in sorumluluğu şudur:
Türkiye’ye program sunmak.
Türkiye’ye yön göstermek. Türkiye’nin demokratik geleceğini inşa etmek.
Bunu yapmadıkları sürece CHP’nin geleceği, bugünkü krizleri yeniden üreten bir döngü içinde sıkışmaya devam edecektir.






























