Konya’da düzenlenen “Millet İradesine Sahip Çıkıyor” mitinginin dördüncüsü, Silivri Cezaevi’nde tutuklu bulunan CHP’nin cumhurbaşkanı adayı Ekrem İmamoğlu’nun serbest bırakılması ve erken seçim istemiyle gerçekleştiriliyor.
CHP Genel Başkanı Özgür Özel, mitingde yaptığı konuşmada, İmamoğlu’nun tutuklanmasının ardından halkın iradesine sahip çıkmak için meydanlarda olduklarını vurguladı. Konya’daki miting, AKP’nin güçlü olduğu şehirlerden birinde düzenlenmesi nedeniyle dikkat çekiyor.
Mitinge Ankara Anakent Belediye Başkanı Mansur Yavaş da katılarak konuşma yaptı. Ayrıca, 29 Ekim Kadınları Derneği, İmamoğlu’nun serbest bırakılması ve erken seçim için başlatılan imza kampanyasına destek verdi.
Ankara Anakent Belediye (ABB) Başkanı Mansur Yavaş şunları söyledi:
-Hoş geldiniz, şeref verdiniz. Hepinize sevgi ve saygılarımı sunuyorum. Bugün biz buraya demokrasi talep etmeye, hukuksuzlukları şikayet etmeye geldik. Çünkü iktidar elindeki gücü bir türlü bırakmak istemiyor. Ancak halkın iradesinin önüne hiç kimse geçemez.
-2019 yılında, bizler belediye başkanı olmadan evvel, “Bunlar iş başına gelirse işçileri çıkaracak. Bunlar iş başına gelirse yardımları kesecek. Bunlar iş başına gelirse PKK’lılar sayaç okuyacak.” gibi bir tür iftiralarda bulundular. Evet, neden yaptılar? İktidarı bırakmamak için.
-Ama, ama 2019 yılından sonra, o gün 11 Büyükşehir Belediye Başkanı olarak yaptığımız çalışmalarla bu kötü propagandaların gerçeği yansıtmadığını gösterdik.
-Memnuniyet yüzdesi arttı. Daha önceden yapılmayan bir belediyecilik yaptık. Halktan yana, insan öncelikli, karar alırken halka soran, harcadığının hesabını halka veren bir belediyecilik anlayışı yaptık. Buna rağmen hatırlarsanız bunlar “topal ördek” diyerek bizi çalıştırmak istemediler.
kürsüye gelen CHP Konya İl Başkanı Bekir Yaman, Silivri Cezaevi’nde tutuklu bulunan İBB Başkanı ve CHP’nin cumhurbaşkanı adayı Ekrem İmamoğlu’nun mesajını okudu.

İmamoğlu’nun mesajı şu şekilde:
“Sesimi, yüreğimi, umudumu bu mesaja sığdırarak sizleri selamlıyorum. 19 Mart’tan bu yana ülkemizin dört bir yanında buluşan bu millet adil, özgür ve müreffeh bir gelecek için ses veriyor. Yurdumun tam ortasında bu kadim şehirde basiretli, saygılı, derinlikli Anadolu kültürü bizi bağrına basıyor.
Bu bereketli ovanın, bu makul şehrin alın terine, sabrına selam olsun. Bugün aranızda değilim ama azımızı çoğa sayın. Sizi bu meydanda selamlayan her bir arkadaşımı Ekrem İmamoğlu sayın. 19 Mart’tan bu yana ülkemizin dört bir meydanında bulunan millet, adil günler için ses veriyor.
Bu buluşma, adalet arayışı kadar ortak tarihimizin de onurlu bir ifadesidir. Bugünler Konya Ovası’nın en güzel zamanıdır ancak toprağımız hüzünlü. Obrukları sadece doğal felaket olarak görmek yanlış olur. Oluşan bu çukurlar yanlış tarım politikasının açtığı yaralardır. Yalnızca toprağa değil, adalete de su gerek. Adaletin terazisi şaştığında da gönlümüzde dev obruklar oluşuyor.
Bu ülke, bu toprak, bu gelecek hepimizin. Umudunuzu birlikte büyütün. Bu topraklar yeniden hak, hukuk ve adaletin yurdu olsun. Bu ülkeyi hak, hukuk, adaletle buluşturacağımız güne karşı yürüyüşümüzü birlikte sürdüreceğiz. Yoksulluğu da, adaletsizliği de birlikte aşacağız.”
İmamoğlu’nun mesajı okunurken sık sık “Hak, hukuk, adalet” sloganları atıldı.
Daha sonra CHP Genel Başkanı Özgür Özel konuşmaya başladı…

Özel’in konuşmasından öne çıkanlar şöyle oldu;
“Bir büyük adaletsizlikten Konya’ya sığınıyoruz. Konya’ya İstanbul’dan, Başakşehir’den, geçen hafa Yozgat’tan, Samsun’dan, Maltepe’den, Saraçhane’de selam getirdik. Yıllarca Konya’da yüzde 10 oy aldık. Daha sonra millet takdir etti milletvekili çıkardık. Suçu başkasına atmadık, kusurun kendimizde olduğunu bildik. 31 Mart seçimlerinde Akşehir’i, Ereğli’yi, Seydişehir’i eklerken artık adım adım Konya’da gönüllere girerken kine, kavgaya zerre kıymet vermedik.
31 Mart’ta Konya’da başarı yakalamasak da kabuğumuzu kırdık. O gün 47 yıl sonra CHP Türkiye’nin birinci partisi oldu. Bu büyük başarı bizim 50 yıllık hasretimizi bitirdi. Türkiye Cumhuriyeti’nde yerel seçimler tarihinin en büyük başarısı bize nasip olurken Tayyip Bey de ilk kez ikinciliği tadıyordu. Seçim gecesi yaptığım konuşmada bunu bir zafer değil görev olarak algıladığımızı, halkın CHP’ye kredi açtığını söyledim. Bu seçimin kaybedeni yoktur, kazananı herkestir dedim. Rakibiyle alay eden üsluptan biz çok çekmiştik, aynısını yapmamaya kararlıydık.
Deprem için ne yaptın diyorlar. Ben ana muhalefet lideriyim. Ben bütün belediyelerimi dirençli kentler için talimatlandırdım. Esas, Erdoğan ile görüşmemizde ‘Türkiye deprem ülkesi, deprem bakanlığı kur, bakan yardımcısı iste’ dedik. ‘Bu meseleyi siyasetin içinde değil üstünde tartışalım, güç birliği yapalım, deprem belası gelmeden el ele verelim’ dedik notu aldılar ses etmediler, ‘ne oldu’ diye sorduk dönüp de bakmadılar. Depremin siyaseti olmaz, şakası olmaz!
“ADAYI YANIMDA SANDIĞI ÖNÜMDE İSTİYORUM!”
Gençler diyor ki ‘ceketi çıkar gömleğin kollarını sıva’. Benim işim ceketi çıkarıp kolları sıvayanı içeriden çıkarmak; Ekrem Başkanı çıkarmak. Konya’da yüzbinler ‘Ekrem Başkan diye bağırıyor’! Bunun zamanı geldi; tekrar edelim; Eyy Erdoğan adayımı bırak, sandığı getir, adayımı yanımda sandığı önümde istiyorum. Ekrem Başkan Cumhurbaşkanı olsun istiyorum
Bir sonraki Cumhurbaşkanımıza darbe yapılmaya çalışılmaktadır” diye seslenen ve İmamoğlu’nun tutukluluğunu eleştiren Özel, TRT’nin tutumuna sert eleştirilende bulundu: “Bugünkü darbenin karargahı Beştepe’dir Saray’dır. Bu darbenin silahı yalandır iftiradır. Her silahın attığı kurşun yaralar ama devletin televizyonun yaptığı bu ihanet unutulmaz. Günü gelince TRT’yi yönetenlerden bunun hesabını soracağız. Hukuk önünde adil yargılanarak, siyasetin yargıdan elini eteğini çektiği günlerde bu ülkeyi adil yöneteceğiz. Hesap verecekler de yargıya hesap verecekler, CHP’ye değil.
“SEN SOKAĞA ÇIKABİLİYOR MUSUN?”
O günlerde Erdoğan ‘1 ay geçsin onlar ailelerinin yüzüne bakamayacaklar’ demişti. Üzerinden 1.5 ay geçti, ben Konyalıların gözünün içine bakıyorum. Peki sen gerçekten senden korkmayan birinin gözünün içine bakıp ‘Bu yapılanlar siyasi değil hukuki’ diyebiliyor musun?” diye seslenen Özel, Erdoğan’a hitaben; “Sen sokağa çıkabiliyor musun, pazara çıkabiliyor musun? Konya’ya gelip bu milletin hali nicedir sorabiliyor musun?
Günlerce yandaş kanallarda ‘560 milyarlık yolsuzluk’ dediler. İBB’nin bütçesi ortada böyle bir şeyin mümkün olamayacağını söyledik. Sustular ama özür yok, ahlâk yok. 1.200 telefon alıp CHP delegelerine verdiler dediler. Birini ispat edin dedik yine sustular. Şimdi de valizin içindeki jammer’ı tartışıyorlar. Mevcut cumhurbaşkanı neden jammer kullanıyorsa gelecek cumhurbaşkanı da ondan kullanıyor.”
Kendine yapılmasını istemediğin şeyi kardeşine nasıl yapıyorsun? Kazdığın kuyuya sonunda kendin düşüceksin. Ben Erdoğan’a şunu söylüyorum: Kuyu kazma ki kendin düşmeyesin. Ayarını bozduğun kantar gün gelir seni de tartar. Bu millet bu defa kurtarmaz seni düştüğün kuyudan. Ekrem Başkanı telef ettim, gerekirse Özgür’ü de ederim, karşıma kim çıkarsa ederim diyor. Ağzımız birilerini telef etmeye varmaz. Bu millet Ekrem İmamoğlu’nu senin yerine cumhurbaşkanı eder.
Bu 19 Mart operasyonu; Ekrem Başkan ve arkadaşlarımızın içeriye atılması bir sebepten yapıldı; Tayyip Erdoğan’ın bundan önce atadığı Binali bey ve Murat Kurum her seferinde farkla yendiği için, büyük farkla İstanbul’u kazandığı için, Tayyip Erdoğan, Ekrem Başkanı karşısında büyük bir tehlike olarak gördü ve bu operasyon yapıldı. Bedelini Ekrem Başkan ve ailesi ve esas olarak bu millet ödedi. Ekrem Başkanı içeride tutmak için 2.2 trilyon lira harcadılar. Bu meblağı 80 milyona bölüştürsek 25 bin lira; asgari ücretten fazla ediyor. Bu korkuyu yaratmak için hepimizin cebinden bir asgari ücret aldılar. Oysa bu paranın onda biri yeterdi; en düşük emekli maaşının 30 bin lira olması için…


