Ana Sayfa Arama Galeri Video Yazarlar
Üyelik
Üye Girişi
Yayın/Gazete
Yayınlar
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Namaz Vakitleri Gazeteler Puan Durumu
WhatsApp
Sosyal Medya
Uygulamamızı İndir
Mekin ŞAHİN

Demokrasi kim için/ 3

Işığı Yaratmak!

Öyle şeyler yaşıyoruz ki ‘’ışığa kavuşmak için karanlığa meydan okumak gerekir.’’ Platon’un çok doğru tespiti. Ancak meydan okumak yetmez. Yapacağın savaşa hazır olmalısın. Güç hedefle başlar. Güç hedefe giden ideolojik çözümle yola çıkar. Güç yola çıkanın ilkelere bağlı kalarak savunmasıyla büyür ve etkili olur. Güç örgütlendiğinde yenilmezlik unvanını kazanır. Doğru olan her şey varlığını koruyacak siyasi tavra sahip olmazsa; savaşın kaybedeni olur. Kazanmanın yolu kendin umut ve ışık olmaktır.

Umudu karanlık olan sadece zaman kaybeder. Savaş dışı kalır. Çok sevdiğim bir deyiş tamda bu durumu anlatır. “Kış uykusunda kuyruğunu yiyen yılan büyüdüğünü sanır”! Türkiye halkını karanlığa teslim edenler, küçüldükçe utanacak mı? Bugüne kadar utanan görmedim!

SAVAŞA HAYIR!

Savaş zorla kabul ettirme metodudur. Yıkıcı ve yok edicidir. Sadece eli silah tutanları değil o ülkelerin tüm halkını da içine alır. Acı, göz yaşı ve ölüm; savaşların kaçınılmaz sonuçlarıdır. Bütün bunlara rağmen öyle an var ki kurtuluşun tek yolu savaş olur. Savaşan taraflara şu soru sorulmalı. Kim haklı? Gerçek söylenmez taraflar kendi haklı söylemlerini devam ettirir. Ülkemizde 45 yıl önce darbe yapıldı. Darbeciler cumhuriyet tarihinin yetiştirdiği en verimli kuşağı, yerle bir etti. Gerekçeleri geçersiz. Detayı o kadar geniş ki. Darbeyi yapanlar, ülkedeki çatışmaları bitirecek ve demokrasi getirecekti. Nasıl olduysa bir gecede çatışma bitti! Ama hiç kimse ülkemize demokrasi getirmedi. Tarih bize darbenin arka gelişmesini gösterdiğinde, darbeyi Rockefeller gibilere hizmet veren ABD’nin yaptırdığını okuyor ve öğreniyoruz!

Bugün önümüze konan, adı barış ve kardeşçe terörsüz Türkiye yaşamı; bir kez daha doğru olanın emperyalizmin çıkarlarına ait BOP projesinin hedefe giden bir yolu, denemesi olmasın. Bu işin sonunda tıpkı 12 Eylül darbecilerinin Türkiye halkına yaşattığı zulüm yeniden yaşanmasın. Öcalan açıklamasında özel talep öne sunmadan çözümü demokraside, demokratik adımlarda olduğunu söylüyor. Benzerini Devlet Bahçeli DEM eş başkanını kutlarken ‘’ülkeye demokrasi’’ getireceğiz diyor.

Doğru söz yanlış ağızdan çıkarsa bin kez düşünmek gerekir. Enteresan olan; Öcalan Büyük Kürdistan sevdasından vaz geçmiş. Devlet Bahçelide dünya Türklerinin bir bayrak altına toplanması Turancılık sevdasından vaz geçmiş. Irak işgal edilirken, Arap baharı müjdelenirken, Yugoslavya parçalanırken emperyalizm ‘’demokrasi’’ getireceğiz söylemini dilinden hiç düşürmedi. Sonuçta bırakın demokrasi gelmesini, milyonlarca insan öldürüldü. Halkın birliği ve dirliği inanç ve etnik-site üzerinden parçalandı. Ülkelerde demokrasi yerine diktatör yönetimler devleti yönetir hale getirildi. Son Suriye süreci çok net örnek. Üzücü olan sistem içinde siyaset yapan kişi ve kurumlar Türkiye gerçeği üzerinden doğru çözümü dile getirmiyor olmasıdır.

Kimin için demokrasi sorusuna korkusuzca yanıt vermiyor. Emperyalizm ve emperyalizmim işbirlikçilerine uygun ‘’demokrasi’’ istemiyoruz. Türkiye halkının kardeşçe ve barış içinde yaşayacağı demokratik halk cumhuriyeti ve tam bağımsız Türkiye istiyoruz! Demiyorlar.

Ülkelerin tarihi incelenirken ülkede yaşayan halkın sosyo-ekonomik pozisyonu ana tema olur. O ana tema bir gün içinde var olmadı. Tarihi süreçle birlikte çok ilişkiler üzerinde ana tema oldu. Ana temayı yaratan asli unsurlar karşılıklı anlayış, dayanışma ve birlikte oluşturur. Türkiye tarihinin her dönemi, o dönemin mekân ve zaman koşulları içinde değerlendirilmeli. Kendi zamanından koparır, farklı zamana taşıyarak değerlendirirsen çok farklı sonuca ulaşırsın.

Osmanlı sistemi feodal monarşi tarafından yönetilen sistem.

Sultanların diğer feodallerle ilişkileri mutlak devlet bağından çok tımar yöntemiyle zayıf bağları olan eyaletlerden kuruludur. Osmanlı Devleti’nde 250’den çok eyalet, 5 tane özerk bölge vardır. 1864’te kabul edilen Teşkil-i Vilayet Nizamnamesi ile tüm eyaletler vilayete çevrilmiştir. Diyarbakır ve Erzurum eyaletleri bunlardan ikisidir. Osmanlı devletinin çöküş ve yıkılma sürecine girdiği dönemlerde eski eyalet yeni vilayetlerde Osmanlıya baş kaldırı olmuş. Kimi Osmanlıdan ayrılmış, kimi Osmanlı ordusu tarafından bastırılmıştır. 1916 yılında başlatılan isyan bastırmayla sonuçlanmış. Osmanlı tımar sisteminin yarattığı gevşek ilişki feodal ağaların daha fevri hareketine neden olmuş. Başlangıçta ağaların talepleri üzerine başlatılan isyanlar zaman içinde Kürt devleti kurma girişimine dönüşmüştür. Aynı durum cumhuriyetin ilk yıllarında başlayınca, Türk devletiyle Kürtler arasında güven sorunu yaratmış. Devlet Osmanlı döneminde olduğu gibi bu bölgeleri kontrol etme yolunu ağalık sisteminde güç olan aşiretlerle ilişki kurarak çözmek istemiştir. Her isyan sonunda sürgünler olmuş. Sistemin hizmetleri bu coğrafyada halktan çok ağalara göre biçimlenmiş. Zaman içinde sosyo-ekonomik krizler ‘’doğudan’’ batıya göçün başlamasına neden olmuştur. Batıya ciddi göç olmuş. Osmanlı devletine göre Cumhuriyetle birlikte Türklerle Kürtler daha iç içe sorunsuz yaşamaya başlamışlar. Evlilik, iş, komşuluk, yerel yönetim ve siyasi ilişkileri Türkiye’de ortak Anadolu kültürünü, ana kültür haline getirmiştir.

1972 yılı itibarıyla emperyalist odakların Türkiye üzerine kurdukları plan iki halkın Anadolu kültürüyle çok güçlü bağlara sahip olması nedeniyle hedefine ulaşmadı. Dayatma öylesine güçlü oldu ki savaş ve parçalanma yaratmasa da ciddi insan ve ekonomik kayıplar oldu. 1976 yılı itibarıyla başlayan ayrışma çabaları, silahlı saldırı ve karşılıklı çatışma; Türk ve Kürt halkında gerçekten bıkkınlık getirdi. İki halk kardeşçe ve barış içinde birlikte aynı sevinci, üzüntüyü, bayramı, şöleni birlikte yaşamak istiyor. Anacak varlığı ayrışma üzerine oturan güçler iki halkın kardeşçe yaşamasını bir yol bularak engellemek istedi. Başarılı oldular!

PKK kendini fesih eder mi sorusunu, AKP_MHP faşizmi gerçekten iki halkın kardeşçe ve barış içinde yaşamasını ister mi sorusunu bu nedenle dile getirdim. Bu iki uçun varlık nedeni ‘’ötekileşen düşman’’ üzerine kuruludur. Her karşı çıkışın altında beka inceliği aranmıştır!

Anadolu kültürünü göremeyenler hak taleplerinde sınıfsal zeminden koparak, etnik ve dini inanç üzerinden ayrışarak mücadele ettiklerinde başarı elde edemez. Hukuka dayanan, adaletli yönetimle halkın iradesini kabul eden, özgür düşünen bireyi ve özgürleşmeyi tam bağımsız devlet çatısı altında yaşama hedefi, Anadolu halkının birlikte mücadelesinden geçer. İnsanlık tarihinde ırk ve inanca dayanan tek bir demokratik devlet yönetimi yoktur! Kimliği ifade eden her şey insan olmanın özüdür. Bu nedenle her tür kural, yasa ve anayasa insan odaklı yapılmalıdır!

Sürecek…

YAZARLAR
TÜMÜ

SON HABERLER