Ana Sayfa Arama Galeri Video Yazarlar
Üyelik
Üye Girişi
Yayın/Gazete
Yayınlar
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Namaz Vakitleri Gazeteler Puan Durumu
WhatsApp
Sosyal Medya
Uygulamamızı İndir




Rockefeller’dan altın için 10 bin dolar senaryosu

Rockefeller Global Investment Management makro, piyasa stratejisti Doug Moglia, değerli metallerde 2022 yılında başlayan yeni boğa piyasasının henüz yolun başında olduğunu savunuyor.

Rockefeller Global Investment Management makro, piyasa stratejisti Doug Moglia, değerli

Rockefeller Global Investment Management makro, piyasa stratejisti Doug Moglia, değerli metallerde 2022 yılında başlayan yeni boğa piyasasının henüz yolun başında olduğunu savunuyor. Değerli metallerdeki bu uzun soluklu yükseliş döngüsünün süreceğini belirten Moglia, altının yeni emtia sürecinin “çapası” olmaya devam ettiğini vurguluyor.

Rapora göre; merkez bankalarının küresel düzeydeki yoğun alımları, ABD dolarının zayıflama eğilimi, tırmanan mali riskler, jeopolitik sarsıntılar, yapay zeka altyapı inşası ile elektrik enerjisine geçiş gibi büyük dönüşümler altın, gümüş fiyatlarını dipten besliyor. 2025 yılı başından bu yana altının yüzde 92, gümüşün ise yüzde 152 oranında değer kazandığı bir süreçte, batılı finansal yatırımcıların ilgisi fonlar (ETF) üzerinden de güçlü bir biçimde artıyor.

Güvenli Limanların Gelecek Yol Haritası

Moglia’nın analizleri doğrultusunda altın fiyatlarının önümüzdeki yıllarda izlemesi beklenen seyir şu şekildedir:

Dönem / YılHedeflenen Ons Fiyatı (Dolar)Temel İtici Güçler / Gerekçeler
2027 Yılı5 Bin 500 Doların ÜzeriYapay Zeka Altyapısı, Jeopolitik Şoklar
2030 Öncesi8 Bin DolarMerkez Bankası Rezerv Değişimleri
2030 Uç Senaryo10 Bin Dolar SeviyesiABD Doları Rezerv Payının Gerilemesi

Uzman Notu

Küresel finansal sistemdeki güvensizliğin, borç yüklerinin ve jeopolitik kırılmaların arttığı bir dönemde, altının yeniden en güvenli rezerv varlık olarak öne çıkması kaçınılmazdır. Moglia’nın işaret ettiği 10 bin dolarlık uç senaryo, aslında küresel sermayenin karşılıksız basılan kağıt paralardan kaçarak gerçek, somut değerlere sığındığını belgeler niteliktedir. Merkez bankalarının rezervlerinde altının payını artırma eğilimi, küresel emperyal para birimlerine karşı ulusal egemenlik arayışının da bir yansımasıdır. Ancak küçük tasarruf sahibinin bu tür büyük dalgalardan zarar görmemesi adına, finansal okuryazarlık bilinciyle hareket etmesi, spekülatif rüzgarlara karşı birikimlerini koruması kamusal bir gerekliliktir.