Ülkemizde her yıl binlerce yurttaş, yakınlarının aramızdan ayrılışının ardından yalnızca anılarla, mal varlıklarıyla değil, öngörülemeyen ağır borç yükleriyle de yüz yüze geliyor. Yasal düzenlemeler miras bırakanın borçlarını da mirasçılara aktarırken, aynı zamanda emekçiyi, küçük üreticiyi, vatandaşı koruyan önemli bir kalkan sunuyor: Mirasın reddi. Ancak bu hakkın kullanılabilmesi, geri dönüşü olmayan keskin kurallara, çok sıkı sürelere bağlı bulunuyor.
Özellikle ekonomik dalgalanmaların, geçim sıkıntısının derinleştiği dönemlerde kredi kartları, banka kredileri, vergi borçları, icra takipleri, ticari yükümlülükler mirasçıların geleceğini karartabiliyor. Zamanında adım atmayan yurttaşlar, hiç payları olmayan bu borçlar yüzünden kendi alın teriyle edindikleri kişisel varlıklarını da yitirme riskiyle karşılaşıyor.
Tüm Borçlar Mirasçıya Geçiyor
Yasalardaki “külli halefiyet” ilkesi uyarınca, bir kişinin yaşamını yitirmesiyle birlikte tüm hakları, alacakları, borçları bir bütün olarak mirasçılarına geçiyor. Mirasçılar, ölen kişinin borçlarından yalnızca kendisine kalan pay oranında değil, kendi ceplerindeki, evlerindeki kişisel varlıklarıyla da sonuna dek sorumlu tutuluyor. Bu durum, tarlasını, traktörünü zorlukla koruyan üreticiler ya da kıt kanaat geçinen aileler için tam bir yıkım anlamına gelebiliyor. Bu yüzden, ölümün ardından terekenin (miras bırakılan tüm varlık, borç toplamının) titizlikle incelenmesi hayati değer taşıyor.
Sessiz Kalmak Onaylamak Demektir: Süre Yalnızca Üç Ay!
Mirasın borçları, geride bırakılan mal varlığından daha fazlaysa, yegane çıkış yolu mirası reddetmektir. Bu hakkı kullanan kişi, ölen yakınının ne malını ne de borcunu kabul etmiş sayılır, böylece geleceğini güvenceye alır.
En sık yapılan yanılgı ise işlemlerin zamana yayılmasıdır. Yasa koyucu bu işlem için hak düşürücü nitelikte, esnemeyen üç aylık bir süre tanımıştır. Bu süre, ölümün ya da mirasçı olunduğunun öğrenildiği an başlar. Üç ay içinde Sulh Hukuk Mahkemesine resmi başvuru yapılmadığı takdirde, miras zımnen kabul edilmiş sayılır, borçlar kalıcı hale gelir.
Farkında Olmadan Yapılan Küçük Bir İşlem Hakkınızı Yakabilir
Üç aylık süre işlerken yapılan bazı sıradan eylemler, hukuken “mirası sahiplenme” anlamı taşıyabilir. Bu durum tuzağa dönüşebilir. Örneğin:
Ölen kişinin banka hesabından para çekmek,
Ona ait evi kiraya vermek ya da kirasını tahsil etmek,
Taşınmazların, araçların devrini üzerinize almak,
Miras bırakanın borçlarından bir kısmını dahi olsa ödemek.
Bu adımları atan mirasçı, mirası örtülü olarak kabul etmiş sayılacağından, sonradan dava açsa bile reddi miras hakkını tümüyle yitirir.
Hukuki İzlenecek Yol
Reddi miras işlemleri, miras bırakanın son yerleşim yerindeki Sulh Hukuk Mahkemesinde yürütülür. Mirasın içeriğinin tam bilinmediği, borç sarmalının boyutunun kestirilemediği durumlarda acele kararlar vermekten kaçınmak, terekeden uzak durarak uzman desteğiyle hareket etmek en doğru yoldur. Borçlu miraslarda sessiz kalmak ya da bilgisizce işlem yapmak, telafisi olanaksız mali yıkımlara kapı aralamaktadır.


