Muhalif seçmenlerin oylarıyla Keçiören Belediye Başkanlığı koltuğuna oturan, geçtiğimiz 25 Haziran’da CHP’den ayrılarak AKP’ye katılan Mesut Özarslan’ın yönergesiyle ilçede yeni bir uygulama başlatıldı. Belediye yönetimi, ilçedeki yeşil alanlar ile kamusal alanları kapsayan bir ihbar uyarısı yayımladı. Kentteki reklam panolarına asılan afişler, ilçe sakinleri arasında “yaşam tarzına müdahale” tartışmalarını da beraberinde getirdi.
Belediye tarafından ilçenin dört bir yanına asılan duyurularda, parklarda, boş arsalarda, tüm açık alanlarda alkol alan, uyuşturucu kullanan ya da ahlaka aykırı işler yapan kişilerin görülmesi durumunda ivedilikle kolluk güçlerine, güvenliğe ve zabıtaya bildirilmesi istendi. Bu çağrı, kamusal açık alanlarda bireylerin yaşam biçimlerine yönelik bir baskı zemini oluşturabileceği gerekçesiyle kent sakinlerinin tepkisini çekti.
“Gayriahlaki” tanımının ucu açık
Keçiören’de yaşayan yurttaşlar, uyuşturucu çeteleri ile madde bağımlılığına karşı köklü bir kavga yürütülmesi gerektiğini onaylıyor. Bununla birlikte belediyenin duyurusunda yer alan “gayriahlaki işler” sözünün sınırlarının çizilmediğini, bu durumun tehlikeli bir baskı aygıtına dönüşebileceğini vurguluyor. İlçede oturanlar, uyuşturucuyla eylemli mücadelenin bu yolla yapılamayacağını, asıl amacın muhafazakar bir çevre yaratmak olduğunu ileri sürüyor.
Bu durumun mahallelerde ucu bucağı görünmeyen bir ihbarcılık dalgası başlatacağını düşünen yurttaşlar, parkta yan yana oturan gençlerin ya da el ele yürüyen sevgililerin bile hedef haline gelebileceğini dile getiriyor. Tepkilerin odağındaki bir diğer konu ise Belediye Başkanı Mesut Özarslan’ın siyasi duruşu oldu. Seçmenler, kendi oylarıyla seçilen başkanın, katıldığı yeni partiye kendini kanıtlama çabası içine girdiğini iddia ediyor.
Geçmişin baskıcı günleri anımsandı
Yapılan bu resmi çağrı, Keçiören halkına 1990’lı yıllarda ilçede baskı kuran gerici sokak oluşumlarını hatırlattı. O dönem belediye bünyesinde yasal olmayan yollarla kurulan, adeta bir ahlak zabıtası gibi davranan topluluklar kentte derin izler bırakmıştı. Hatta bu yapılardan biri, 1995 yılında 17 yaşındaki Erdal Yıldırım’ın yaşamını yitirmesiyle sonuçlanan acı bir olaya yol açmıştı.
İhbar hattı afişlerinin ardından ilçede korku ortamının yeniden canlanmasından endişe duyuluyor. Hak savunucuları ile semt sakinleri, kamusal alanların güvenliğinin ucu açık ahlak kurallarıyla değil, yasalar doğrultusunda kolluk güçlerince sağlanması gerektiğinin altını çiziyor. Tartışmaların ardından belediyenin afişlerle ilgili yeni bir adım atıp atmayacağı merakla bekleniyor.


