Ana Sayfa Arama Galeri Video Yazarlar
Üyelik
Üye Girişi
Yayın/Gazete
Yayınlar
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Namaz Vakitleri Gazeteler Puan Durumu
WhatsApp
Sosyal Medya
Uygulamamızı İndir




Madencilik İzin Yönetmeliği yürürlükten kaldırıldı

25 Nisan 2026 tarihli Cumhurbaşkanı Kararı ile 2005 yılından bu yana uygulanan “Madencilik Faaliyetleri İzin Yönetmeliği” bütünüyle kaldırıldı.

25 Nisan 2026 tarihli Cumhurbaşkanı Kararı ile 2005 yılından bu

Evrensel’den Özer Akdemir’in haberine göre; 25 Nisan 2026 tarihli Cumhurbaşkanı Kararı ile 2005 yılından bu yana uygulanan “Madencilik Faaliyetleri İzin Yönetmeliği” bütünüyle kaldırıldı. Hükümet bu adımı bürokrasinin azaltılması ile işlemlerin hızlandırılması olarak sunarken, uzmanlar ile hukukçular kararın ekolojik koruma duvarlarını yıktığını vurguluyor.

Denetim mekanizmaları devre dışı

Avukat Arif Ali Cangı, değişikliğin maden mevzuatındaki karmaşayı gidermekten çok, denetimleri ortadan kaldırmaya yönelik olduğunu belirtti. İptal edilen yönetmelik; ormanlar, tarım arazileri, su havzaları ile SİT alanlarında madencilik yapılabilecek sınırları çizen kritik bir koruma kalkanı işlevi görüyordu. Bu kalkanın kalkmasıyla birlikte, içme suyu sağlanan rezervuarlar ile meraların maden baskısına karşı direncini yitireceği uyarısı yapılıyor.

Şirketlere “süper izin” dönemi

TMMOB ile meslek odaları, düzenlemenin zeytinlikler ile sulak alanlarda geri dönülemez yıkımlara yol açacağını açıkladı. Şirketlerin Çevresel Etki Değerlendirmesi (ÇED) sürecinden önce mülkiyet izinlerini alabilmesinin önünün açılması, “süper izin” olarak nitelendiriliyor. Bu durumun ÇED raporlarını yalnızca kağıt üzerinde kalan birer işleme dönüştürmesinden korkuluyor.

Doğada “kaz, çıkar, terk et” anlayışı

Uzmanlar, yönetmeliğin kaldırılmasının teknik bir sadeleşme değil, doğayı sermaye karşısında korumasız bırakan bir yaklaşım olduğunu savunuyor. Doğal kaynakların korunması yerine yatırımcıların önünün açılmasını hedefleyen bu adımın, Türkiye’nin kültürel mirası ile orman varlığı üzerinde ağır tahribatlar yaratacağı öngörülüyor.

Uzman görüşü

Doğa, bir yatırım alanı değil, tüm canlıların ortak yaşam alanıdır. Denetimlerin “bürokrasi” adı altında ortadan klaldırılması, kısa vadeli kazançlar uğruna su havzalarını ile meraları kalıcı olarak yitirmemize neden olabilir. Üreticinin otlağını, köylünün suyunu koruyan yasal sınırların kaldırılması, tarımsal üretimin geleceğini de karanlığa sürüklemektedir. Doğayı korumayan bir madencilik anlayışı, gelecek kuşaklara yalnızca çorak topraklar ile kirletilmiş kaynaklar bırakacaktır.