Ana Sayfa Arama Galeri Video Yazarlar
Üyelik
Üye Girişi
Yayın/Gazete
Yayınlar
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Namaz Vakitleri Gazeteler Puan Durumu
WhatsApp
Sosyal Medya
Uygulamamızı İndir




“Saldırganlıkla doğrudan İran hedef alınıyor…”

Ömer Çelik, ABD ile İsrail’in İran’a yönelik saldırılarının hiçbir yasal temeli olmadığını vurguladı.

Ömer Çelik, ABD ile İsrail'in İran'a yönelik saldırılarının hiçbir yasal

Ömer Çelik, ABD ile İsrail’in İran’a yönelik saldırılarının hiçbir yasal temeli olmadığını vurguladı. Diploması masası kurulmuşken başlatılan bu saldırıları “barbarlık” olarak nitelendiren Çelik, bir ülkenin yönetim biçimini değiştirmek amacıyla halkın üzerine ateş yağdırılmasının dünya düzenini sarstığını belirtti.

Savaşın gidişatına ve tarafların yaklaşımlarına ilişkin değerlendirmesi sorulan Çelik, şöyle konuştu:

-Bilinen siyasi tarihi içerisindeki en korkunç savaşlardan bir tanesi. Hem savaşın vahşiliği hem başlama şekli hem de bundan sonra doğuracağı sonuçlar açısından… Saldırganlıkla doğrudan İran hedef alınıyor. Diplomasi masası kurulmuşken bu vahşi saldırılar gerçekleşti. Diplomasi masasını bundan sonra kim neden kursun? Güç yolu ile iki ülkenin bir ülkeyi vahşice hedef alması düzen kavramının ortadan kalkması anlamına geliyor. ABD ve İsrail’in İran’a saldırmasının hiçbir hukuki temeli yok. 

-Bu olayla birlikte dünya düzeni diye bir şey kalmadı. Bir ülkenin rejimini değiştirmek için saldırmak barbarlıktır. Kimsenin bir ülkeye rejimi için saldırmaya hakkı yok. Halkın üzerine ateş yağdı. Tahran’da rafineri vurularak İran halkı cezalandırıldı.

-Arabuluculuk Cumhurbaşkanımızın önderliğinde Türkiye’de olsa bu yaşanmazdı. Türkiye tarafların desteğini alan bir ülke. Masa İstanbul’da kurulsa bunun ağırlığı farklı olurdu. Kara harekatının sonuçları korkunç olur. Bu Afganistan’da da denenmişti.

-Bölgeyi tehdit ediyorlar. Bununla ilgili uzun zamandır değerlendirmeler yapılıyor ama İsrail’in harita, sınır değiştirmek gibi hakkı hukuku söz konusu olamaz. Biz barışın tarafındayız ama kendimizi korumak için topyekün bir hazırlığımız var. Türkiye uzun zamandır hazır. Savaş tehditlerine cevabımız Türkiye’nin gücüdür.

-İran’ın sistemini tanımak lazım. Çok radikal bir politika değişikliği beklenmemeli. Dini liderin şu ya da bu kişinin olmasına göre bu şekilde politika değişir demek İran’ı çok tanımamak anlamına da gelir. Uzmanlar Meclisi dediğimiz bir kurul var. Eninde sonunda herkes bu savaş dursun ve masa yeniden kurulsun arayışı içerisinde olacaktır. İran’ın tutumunu değiştirmez

-Burada İran’ın yalnız kalmaması lazım İran haksız bir saldırıya uğruyor. İran’ın uğradığı haksızlığa karşı geniş bir cephe oluşmalı. İran Körfez ülkelerine oradaki Amerikan üslerine bir takım füzeler gönderiyor. Bu stratejinin çok doğru olmadığını ifade ettik. İran’ın diğer İslam ülkelerine füze atışlarının İran’a faydası olmaz. İslam ülkeleri savaşa çekilmemeli. İran’ın saldırıları İsrail’in görmek istediği bir tablo.

-Füze Türk hava sahasını hedeflediği için vuruldu. Hedefin güneyde olduğu değerlendiriliyor. Amerika üslerini hedef aldıklarını söylüyorlar. İran’da konsolide bir yaklaşım olmadığı görülüyor. İran Cumhurbaşkanı Pezeşkiyan ile vekiller arasında çelişki var. Haklarımızı mahfuz tutuyoruz. Türkiye herhangi bir şekilde kendisine yönelen bir saldırıyı hiçbir gerekçeyle mazur görmez. 

-İran’daki Kürt kardeşlerimizle terör örgütleri farklıdır. Onlar Kürt grup değil, terörist. Kaostan sonuç çıkarmak felakettir. İran’ın toprak bütünlüğünü hedef alanların karşısındayız.

-Bilinen siyasi tarihi içerisindeki en korkunç savaşlardan bir tanesi. Hem savaşın vahşiliği hem başlama şekli hem de bundan sonra doğuracağı sonuçlar açısından… Saldırganlıkla doğrudan İran hedef alınıyor. Diplomasi masası kurulmuşken bu vahşi saldırılar gerçekleşti. Diplomasi masasını bundan sonra kim neden kursun? Güç yolu ile iki ülkenin bir ülkeyi vahşice hedef alması düzen kavramının ortadan kalkması anlamına geliyor. ABD ve İsrail’in İran’a saldırmasının hiçbir hukuki temeli yok.  

-Bu olayla birlikte dünya düzeni diye bir şey kalmadı. Bir ülkenin rejimini değiştirmek için saldırmak barbarlıktır. Kimsenin bir ülkeye rejimi için saldırmaya hakkı yok. Halkın üzerine ateş yağdı. Tahran’da rafineri vurularak İran halkı cezalandırıldı. 

-Arabuluculuk Cumhurbaşkanımızın önderliğinde Türkiye’de olsa bu yaşanmazdı. Türkiye tarafların desteğini alan bir ülke. Masa İstanbul’da kurulsa bunun ağırlığı farklı olurdu. Kara harekatının sonuçları korkunç olur. Bu Afganistan’da da denenmişti.

-Bölgeyi tehdit ediyorlar. Bununla ilgili uzun zamandır değerlendirmeler yapılıyor ama İsrail’in harita, sınır değiştirmek gibi hakkı hukuku söz konusu olamaz. Biz barışın tarafındayız ama kendimizi korumak için topyekün bir hazırlığımız var. Türkiye uzun zamandır hazır. Savaş tehditlerine cevabımız Türkiye’nin gücüdür.

– Çok radikal bir politika değişikliği beklenmemeli. Dini liderin şu ya da bu kişinin olmasına göre bu şekilde politika değişir demek İran’ı çok tanımamak anlamına da gelir. Uzmanlar Meclisi dediğimiz bir kurul var. Eninde sonunda herkes bu savaş dursun ve masa yeniden kurulsun arayışı içerisinde olacaktır. İran’ın tutumunu değiştirmez.”