Türkiye’de uzun yıllardır güvenli liman olarak görülen altın, son dönemde artan sahtecilik vakaları nedeniyle yatırımcıların kaygısını artırıyor. Çeyrek altın, gram altın ve bilezik gibi ürünler hem düğünlerde takı olarak hem de birikim amacıyla tercih edilirken, özellikle internet üzerinden alınan ürünlerde ve ikinci el piyasasında risk yükselmiş durumda.
Uzmanlara göre halk arasında yaygın olan mıknatıs testi artık tek başına güvenilir değil. Altın manyetik bir metal olmadığı için mıknatısa tepki vermez; ancak bakır, çinko veya alüminyum gibi metaller de mıknatısa yapışmadığı için sahte ürünler bu testi kolaylıkla geçebiliyor. Dolandırıcılar, altının yoğunluğuna yakın alaşımlar kullanarak gerçeğe çok benzeyen taklitler üretebiliyor.
Bunun yerine daha güvenilir yöntemler öne çıkıyor. Ses testi, altının yoğun ve tok yapısı sayesinde sert zemine bırakıldığında uzun süreli, berrak bir tını üretmesiyle sahte ürünlerden ayrılmasını sağlıyor. Seramik yöntemi ise sırsız yüzeyde sürtme sonucu oluşan iz renginin sarı olmasıyla gerçek altını ayırt ediyor. Siyah ya da gri izler sahte olma ihtimalini gösteriyor.
Daha teknik bir kontrol için Arşimet prensibine dayanan su testi uygulanabiliyor. Altının özgül ağırlığı yaklaşık 19,3 g/cm³ olduğundan, ürünün ağırlığı ile taşırdığı su miktarı karşılaştırılarak yoğunluk hesaplanabiliyor. Gerçek altın elde belirgin bir ağırlık hissi verirken sahte ürünler genellikle daha hafif oluyor.
Uzmanlar, evde yapılan bu yöntemlerin yalnızca ön fikir verebileceğini, kesin sonuç için güvenilir kuyumcularda asit testi ya da X-ray analizinin zorunlu olduğunu vurguluyor.


