Ana Sayfa Arama Galeri Video Yazarlar
Üyelik
Üye Girişi
Yayın/Gazete
Yayınlar
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Namaz Vakitleri Gazeteler Puan Durumu
WhatsApp
Sosyal Medya
Uygulamamızı İndir




Düşler; Saklı duygular geceyle konuşur mu?

Uykunun en çarpıcı bölümlerinden biri olan düşler (rüya), kişinin iç dünyasına (zihin) ilişkin ipuçları sunabilir.

Uykunun en çarpıcı bölümlerinden biri olan düşler (rüya), kişinin iç

Uykunun en çarpıcı bölümlerinden biri olan düşler (rüya), kişinin iç dünyasına (zihin) ilişkin ipuçları sunabilir. Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Hastanesi ruhbilim uzmanı (Uzman Klinik Psikolog) İpek Erol, düşlerin özellikle canlı uyku evresinde (REM uykusu) yoğunlaştığını belirtti.

Bu evrede bellek (hafıza) bütünlenir, duygusal öğrenme gerçekleşir, kişi gerginlikle baş etme yollarını işler. Erol, “Düşler, içgüdüsel alanda saklı kalan duygu, düşünce, arzu gibi öğelerin simgesel diliyle (sembolik) ortaya çıkar” dedi.

Yineleyen düşler, genellikle kişinin çözemediği içsel konuların yeniden gündeme gelmesiyle oluşur. Erol, “Bir düşü sıkça anımsamak (hatırlamak) tek başına bir sorun belirtisi değildir. Ancak bir düş üzerinden kişinin tüm ruhsal yapısını çözümlemek (analiz etmek) doğru olmaz” diyerek uyarıda bulundu.Rüyalar, bilinçdışındaki bastırılmış duygu ve arzuları sembolik olarak yansıtıyor…

Düşlerin, uykunun en dikkat çeken, en karmaşık parçalarından biri olduğunu belirten Uzman Klinik Psikolog İpek Erol, şunları söyledi:

Günümüzde nörobilimsel çalışmalar, rüyaların özellikle REM uykusunda yoğunlaştığını ve bu evrede beynin duygusal öğrenme, stresle başa çıkma ve hafıza bütünleştirme işlevlerinin aktif olduğunu gösteriyor

Bazı düşler evrensel…

Her birey içinde bulunduğu duruma özgü rüyalar görse de; kabuslar, düşmek, uçmak, bir yerlere geç kalmak ya da ölümle ilgili rüyalar aslında evrensel temaları barındırır. Düşme rüyaları kontrol kaybı ve güvensizlik hissini, uçma rüyaları özgürleşme arzusunu, geç kalma rüyaları yoğun sorumluluk ve kaygıyı, ölümle ilgili rüyalar ise bazen bir dönemin kapanıp yeni bir sürecin başlamasını sembolize edebilir.

Yineleyen düşler çözülememiş konularla ilgili! 

Tekrarlayan rüyalar genellikle zihnin çözülememiş konuları tekrar gündeme getirmesiyle oluşur. Yani bilinçdışı; çözülmemiş bir duyguyu, bastırılmış bir çatışmayı ya da geçmişten kalan bir deneyimi tekrar tekrar gündeme getirir. Bu rüyalar bir bakıma kişinin hayatında bakması gereken bir alan olduğunu gösterebilir. Örneğin çocuklukta yaşanmış bir kayıp ya da travmatik bir olay, yıllar sonra farklı sembollerle yeniden rüyada belirebilir. Bazen de yetişkinlikte yoğun stres, ilişki problemleri veya geleceğe dair kaygılar, zihnin aynı rüya temasını sürekli canlandırmasına neden olur. Bu döngü, konunun işlenmediğini ya da duygusal açıdan bütünleştirilemediğini gösterir. Psikoterapi sürecinde tekrarlayan rüyaların önemi büyüktür. Danışanın bu rüyaları detaylı biçimde paylaşması, terapiste içsel çatışmalar hakkında önemli ipuçları verir. Çoğu zaman, bu rüyaların anlaşılmasıyla birlikte tekrarlama döngüsü de zayıflar.

Düşler kişinin iç dünyasını yansıtsa da bütüncül yorum yapılamaz! 

Çocukluk rüyaları daha çok güvenlik, korku ve anne-baba figürleri etrafında şekillenirken; yetişkinlikteki rüyalar iş, sorumluluk, ilişkiler ve kimlik çatışmalarıyla bağlantılıdır. Yani rüyalar da gelişimsel süreçlerimizle birlikte evrilir.

Dolayısıyla hiç rüya görmeme ifadesi teknik olarak doğru değildir; çünkü REM uykusu sırasında herkes rüya görür. Ancak rüyaların hatırlanıp hatırlanmaması, bireysel farklılıklara ve çeşitli psikolojik-fizyolojik etkenlere bağlıdır. Rüya hatırlama sıklığını etkileyen faktörlerden biri uyku yapısıdır. REM evresinden hemen sonra uyanan bireyler rüyalarını daha kolay hatırlarken, derin uyku evrelerinde uyananlar rüyalarını genellikle hatırlamazlar. Ayrıca stres düzeyi, duygusal yoğunluk ve travmatik yaşantılar da rüya hatırlama sıklığını artırabilir. Unutulmamalıdır ki sık rüya görmek ya da rüyaları sık hatırlamak, tek başına bir psikolojik sorun göstergesi değildir.

Rüyalar üzerinden kişinin iç dünyasında dair çıkarımlar yapmak mümkün olsa da tek başına bir rüya üzerinden kişiye dair bütüncül bir yorum uygun olmaz. Rüyaların içeriği, tekrarı ve kişide uyandırdığı duygular dikkate alındığında, danışanın iç dünyasını anlamak için güçlü bir yol sunar.”