Yapay zekâ ve gelişen teknoloji ile otomasyon sistemleri çok yakın zamanda yalnızca üretim hatlarında değil, hizmet sektöründe de ciddi ölçüde iş gücü dönüşümü ile işsizlik yaratacak. Öyleki esnaflar bile yapay zeka kontrollü makinelerin işlettiği dükkan ve mağazalarla rekabet edemez hale gelecek. Otomatlar zaten uzun yıllardır bunun sinyalini veriyor.
Yapay zekâ, iş dünyasında verimliliği artırırken aynı zamanda özellikle tekrarlayan ve standartlaştırılmış işleri hızla devralıyor.
Artık verimlilik başta imalat sanayi olmak üzere hem hizmet sektörlerinde hem de mevcut ekonomik koşullar nedeniyle tüm kamu ve özel sektörün ana gündemi durumunda.
Sadece makinelerin çalıştığı ‘Karalık’ yani insansız fabrikaların ve iş yerlerinin konuşulduğu bir dönemi yaşıyoruz. Bu durum, bazı sektörlerde kaçınılmaz olarak yapay zeka ve otomasyon nedeniyle istihdam kayıplarına yol açacak.
Çünkü şirketler istihdam yaratmayı değil artık günümüzde verimlilik ve karı odağına aldı. İstihdam yaratmayı önceleyen ekonomik modeller terk edilmeye başlandı.
Şirketlerimizin bu dönüşüme hazırlıklı olması, çalışanlarımızın ise yeni beceriler kazanması şart.
Türkiye’de kısa ve orta vadede yapay zeka ve otomasyon kaynaklı iş kaybı riski yüksek olan sektörlerin hangileri olacağına bakıldığında müşteri hizmetleri iş kolunda yüzde 75, muhasebe ve finansal raporlama iş kolunda yüzde 60, e-ticaret ve içerik üreticilerde yüzde 65, taşımacılık ve lojistik sektöründe yüzde 55, imalat sektörlerinde yüzde 70, rutin hukuki işlerde yüzde 50, pazarlama ve satış iş kollarında yüzde 55, eğitim alanında yüzde 40 oranında insanın yerini makine ve yapay zekanın alacağı öngörülüyor.
Patlayacak işsizlik oranlarının önü geçilmesi, yapay zeka ve otomasyon teknolojilerinin ilerlemesi sonucunda oluşacak istihdam kaybı ancak şunlar yapılırsa önlenebilir:
Yeniden beceri kazandırma programları ile çalışanlar ve genç işsizler geleceğin işlerine hazırlanmalı, yapay zeka teknolojilerinin üretkenliğini artıracak şekilde insan + makine iş birliği ile kullanılması teşvik edilmeli, üniversiteler, meslek odaları ve özel sektör arasında geleceğin mevcut üretim koşullarında insan istihdamına yönelik ortak eğitim seferberliği başlatılmalı.
Yapay zekâ aslında bir tehdit değil, doğru yönetildiğinde muazzam bir fırsattır.
Ama biz buna hazır değiliz. Ancak bu fırsatı avantaja çevirmek için hem iş dünyasının hem de çalışanların hızlı bir dönüşüme girmesi gerekiyor. Türkiye olarak bu değişimi yönetirsek, teknolojiyi yalnızca maliyet düşürmek için değil, katma değeri artırmak için kullanabiliriz.
Yoksa yanlış ekonomi yönetimi nedeniyle zaten toplumun herkesimi olarak enflasyon belası ile boğuşuyoruz. Gençlerimiz işsiz ve umutsuz.
Akılcı bir vizyon ortaya koy’a’mazsak gelecek ve yeni başlayan dijital çağ beraberinde içinden çıkılmaz sorunlar, mutsuzluklar ve işsizliğin ve buna bağlı sosyal adaletsizliğin daha da patlama yaptığı yarınlar getirir.






























