“Halk fakirleşirken siyasetçi zenginleşiyorsa, orada ahlak bitmiş, düzen çürümüştür.” Bu söz, tam da bugünleri anlatıyor.
Siyaset, halkın derdine derman olma işidir. Ama geldiğimiz noktada, bazıları için sadece servet biriktirme aracına dönüşmüş durumda.
Millet geçim derdiyle boğuşurken; bazı siyasetçilerin mal varlıkları katlanıyorsa, bu sadece bir yönetim zafiyeti değil, ahlaki bir çöküştür.
Tecrübeyle biliyorum:
Siyasetin itibarı, halkla aynı sofraya oturabilmekte, aynı ekmeği paylaşabilmektedir.
Yönetenle yönetilen arasında uçurum büyürse, orada güven biter, umut solar.
Kamuoyu araştırmaları da bunu gösteriyor:
Halk artık siyaset kurumuna güven duymuyor. Ne yazık ki güveni yıkanlar hâlâ koltukta, bedel ödeyen yine halk. 22 yılın sonunda geldiğimiz nokta:
Derin yoksulluk
Çöken eğitim, sağlık ve adalet sistemi
Liyakatsizliğin sıradanlaştığı bir düzen
Bu tablo; milletin iradesine, emeğine ve geleceğine açık bir ihanettir.
Bu ülkenin yeniden ayağa kalkması için önce siyaset ahlakı onarılmalı, sonra düzen şeffaflık ve hesap verebilirlik temeline oturtulmalıdır.
Çünkü unutmayın:
Adaletin olmadığı yerde ahlak biter, düzen çürür. Ahlakın bittiği yerde de devlet çöker.






























