Geçen yıl Bağcılar’da bağımlıların yakınlarıyla bir araya gelmiş, henüz çocuk yaşta bir evladımızın nasıl uyuşturucu batağına sürüklendiğini kendi ağzından dinlemiştik. O gün orada bu meselenin siyaset üstü olduğunu, gençlerimizi göz göre göre kaybettiğimizi, artık bu sorunun sokakta peynir ekmek gibi satılan bir zehirle mücadeleye dönüştüğünü anlatmaya çalışmıştık.
Bugün, o gün yanımda olan genç kardeşimizin babası beni aradı: “İntihar etti” dedi!
Sustu. Çaresizdi. Ve artık aramızda değil. Bu sadece bir genç değil!
Bu, umutları çalınmış bir hayat, göz göre göre yitirilmiş bir gelecek! Bu artık bir bireysel dram değil, bu bir memleket meselesidir! Bu bir savaş….
Günlerdir birbirine bomba atan ülkelerin savaşlarında bile bu kadar can kaybı olmadı. Ama biz her gün sessizce gençlerimizi kaybediyoruz! Her üç gençten biri uyuşturucuya bulaşmış durumda. Aileler evlatlarını kurtaramıyor. Kimi çocuğunu polise ihbar ediyor, kimi çaresizlik içinde gözlerinin önünde yok oluşunu izliyor.
Bu gidişata dur demeliyiz!
Her ilçede, her mahallede uyuşturucuyla topyekûn mücadele için örnek çalışmalar başlatmalıyız. Rehabilitasyon, eğitim, koruma, istihdam… Ne gerekiyorsa!
Bu sesi duyun. Çünkü susarsak, bir sonraki kayıp sizin mahallenizden, sizin evinizden olabilir.






























