Türkiye İşçi Partisi Genel Başkanı Erkan Baş, Bilecik Atatürk Parkı’nda yurttaşlarla bir araya gelerek ülkenin güncel sorunlarını masaya yatırdı. Halk buluşmasında çok önemli açıklamalarda bulunan Baş, Amerika Birleşik Devletleri Başkanı Donald Trump’ın Türkiye’ye gerçekleştirdiği ziyareti çok sert sözlerle eleştirdi. Ziyaret günlerinde televizyon kanallarında yapılan yayınların utanç verici boyuta ulaştığını söyleyen parti lideri, iktidarın dış politika adımlarını yerden yere vurdu.
Televizyon Yayınlarına Büyük Tepki
Yabancı bir devlet başkanının ülkeye gelişi sırasında medyanın takındığı tutumu eleştiren Erkan Baş, egemenlik vurgusu yaptı. Türkiye’nin bağımsız bir ülke olduğunu hatırlatan TİP Genel Başkanı, haber bültenlerinin sunum biçimini büyük bir kuralsızlık olarak niteledi. İktidarın güdümündeki basının, Trump’ın adımlarını canlı yayınlarla aktarma yarışına girmesini halkın onurunu zedeleyen bir yaklaşım biçimi olarak değerlendirdi.
İktidarın Yargı Kıskacı Sürüyor
Erkan Baş, konuşmasının devamında ülkedeki adalet mekanizmasının işleyişine yönelik ağır eleştiriler yöneltti. Mahkemelerin iktidarın birer organı gibi çalıştığını savunan Baş, hukuk süreçlerinin tamamen siyasallaştığını aktardı. Yurttaşların hak arama yollarının tıkandığını belirten lider, memleketin sömürge mantığıyla yönetilmesine asla izin vermeyeceklerini, meydanlarda halkın sesi olmayı sürdüreceklerini dile getirdi.
Baş, şunları söyledi:
“Geçen hafta Trump geldi. Bakın arkadaşlar, yemin ediyorum, hayatta bu kadar utandığım başka bir şey hatırlamıyorum. Bilmiyorum televizyon izliyor musunuz, ben mecburum, dönüp bakmak zorunda kalıyorum. Yani affedersiniz, Trump’ın helasının haberini yaptılar.
Ben hayatımda bu kadar aşağılanmış, bu kadar onursuzlaşmış bir şey görmedim. Adam geliyor diye Ankara’da yoksulların yaşadığı yerlerin önüne billboardlar koydular, yoksulluk gözükmesin diye. Vatandaşı sokağa çıkartmadılar arkadaşlar. İnsanlara dediler ki, ‘İzinlisiniz, evden dışarı çıkmayın.’
Yani kim bu Trump? Katil, haydut. Doğrudan işgal emrini vermiş, Netanyahu’nun sırtını sıvazlamış, binlerce masum insanın ölümüne neden olmuş. Kendi ülkesinde seçim kaybettiğinde darbe girişiminde bulunmuş, hepimizin gözleri önünde. Tayyip Erdoğan’a ‘dostum’ dedi diye yandaş medya bayram ilan ediyor.
Arkadaşlar, bana ‘dostum’ dese, yemin ederim hiçbirinizin suratına bakamam. Acaba ben ne yaptım, nasıl bir utanmazlık yaptım diye.
Şimdi bence bu o kadar önemli bir şey ki arkadaşlar. Orada dikkat etmeniz gereken şey ne biliyor musunuz? Adam geldi, 10 yıl önceki Rahip Brunson meselesini hatırlattı. Dedi ki, ‘Hatırlıyor musun?’
Bakın, Tayyip Erdoğan o zaman çıkmamış mıydı; ‘Ver papazı, al papazı.’ Yani, ‘Sen Fethullah’ı vermezsen ben de sana bunu vermem’ demişti. Bir de demişti ki, ‘Bu can bu bedende durduğu sürece hiçbirisi o papazı buradan çıkartamaz.’
Sonra Amerika Birleşik Devletleri iki üç hamle yaptı, o adam çıktı ve soluğu Amerika’da aldı. O zaman da Trump teşekkür etmişti.
Şimdi bakın, aradan 10 yıl geçmiş. Kimse bu konuyu konuşmuyorken Trump tekrar bu konuyu gündeme getirdi ve dedi ki, ‘Sağ olsun, bizim bir ricamız üzerine Brunson’u serbest bıraktılar, bize iade ettiler.’
Şimdi niye? Ne demek istedi biliyor musunuz? Bugün yaptığı hukuksuzlukların da arkasındayım, demek istiyor. Oradaki mesaj o. Oradaki mesaj 10 yıl öncesini anlatmıyor.
Bugün de diyor ki, Türkiye’de hukuk, siyasetin basit bir sopasına dönmüş durumda. Saray ne talimat verirse mahkemeler o kararları alıyor. Ben de bunu biliyorum ve bu arkadaşımın bu tavrını destekliyorum, diyor.
Yani ben Selahattin’in de, Ekrem’in de, Can’ın da, bütün siyasetçilerin de, belediye başkanlarının da tutuklanmasının siyasi kararlar olduğunu biliyorum ve ben bunların arkasındayım, diye çok açık bir mesaj verdi aslında anlayana.
O yüzden arkadaşlar, bundan sonra Türkiye’de yargı, adalet, hukuk, bunları boş verin.”


