Eski CHP Genel Başkan Yardımcısı Bülent Kuşoğlu, partideki 38. Olağan Kurultay’ın iptaline yol açan “mutlak butlan” kararı, sonrasında gelişen yönetim krizi üzerine çok önemli açıklamalarda bulundu. Kemal Kılıçdaroğlu’nun 45 yıllık yol arkadaşı, 2023 seçimlerindeki cumhurbaşkanlığı adaylığının en kararlı savunucularından olan Kuşoğlu; partinin geçmişi, bugünü ve geleceğine dair çarpıcı saptamalar paylaştı.
Maliye Bakanlığı kökenli bir bürokrat olduğunu anımmsatan Kuşoğlu, Kılıçdaroğlu’nun Sosyal Sigortalar Kurumu (SSK) Genel Müdürü olarak görev yaptığı yıllarda da onun yardımcılığını üstlendiğini, bu bağın köklü bir geçmişe dayandığını vurguladı.
T24’ten Cansu Çamlıbel’in sorularını yanıtlayan Kuşoğlu, Kılıçdaroğlu ile birlikte hareket edip etmediklerine ilişkin soruya şöyle yanıt verdi:
“Ben Kemal Bey’in Maliye Bakanlığından meslektaşıyım, Sosyal Sigortalar Kurumu’nda da yardımcılığını yapmıştım. Tabii sonradan da siyasette birlikte olduk. Yıllardan beri beraberiz. Siyaseten çok iyi bir ekip çalışması yürüttüğümüzü, her konuda beraber olduğumuzu söyleyemem. Siyasi ekipleri daha farklı olabildi Kemal Bey’in zaman zaman. Farklı düşündüğümüz de olmuştur muhakkak ki. Bu konuda birlikte mi hareket ediyorsunuz sorunuza şunu söyleyebilirim; epeydir bizim bir hareketimiz yok. Bizim dışımızda bir mahkeme kararı söz konusu. Davayı biz açmadık. Kemal Bey’in çağrıldığı halde mahkemeye gitmediği bir sürecin ardından çıkan bir mahkeme kararı var. Tamam şimdi bir siyasi hareket olarak ortaya çıkacak tekrar. Ben de o mahkeme kararıyla geri gelen Parti Meclisi’nde üyeyim tabii. Bilmiyorum bundan sonra nasıl yol yürüyeceğiz ama Parti Meclisi’nde üyeyim.
Toplantı şu şartlarda yapılamıyor çünkü kimlerin oradan ayrıldığının, kimlerin yedek olarak yazıldığının yasal olarak tespiti gerekiyor. Kimler şu anda üyedir? O tespitin yapılması gerekiyor. Öyle bir çalışma gerekiyor. Onun için öyle bir toplantı yapılamaz. Tabii Cumhuriyet Halk Partisi kurumsal bir parti. Kurum içerisinde bu tespitin yapılması lazım.
Yok sürmez ama şu anda hiç kimse görevli değil ki. Şu anda bir parti yönetimi yok ki Kemal Bey’in dışında. Para bile ödenemez şu anda, hiçbir şey imzalatılamaz durumda. Bu söylediğim bir şey siyasette ilgisi olmayan bir şey.
Çok zor bir dönemdeyiz, siyasetin o klasik mantığı bitmiş vaziyette. İkinci Dünya Savaşı sonunda oluşan düzen ve kurallar yok artık. Yeni bir düzen oluşacak, yeni kurallar söz konusu olacak ve bunların nasıl olacağını kimse bilmiyor. Belki önümüzdeki 10-20 yılda devletlerin çoğu yok olacak. Türkiye Cumhuriyeti’nin, Atatürk Cumhuriyeti’nin yaşaması lazım. Yani bizim yok olmamamız lazım, iddialı olmamız lazım. Bu yeni dönem Türkiye’ye aynı zamanda büyük fırsatlar da sunuyor, bunları çok iyi irdelemeli.
Seçimleri devlet yapıyor, yani devlet memurları. Cumhurbaşkanlığı hükümet sisteminde devlet özellikle üst düzey memurlar açısından yürütme erkinde tek bir kişi var; Cumhurbaşkanı. Yani üst düzeyde 40-50 bin kişi olası bir cumhurbaşkanı değişiminde birkaç gün içerisinde değişmek zorunda. 1800 kişi galiba cumhurbaşkanı ile hemen değişmesi gereken. Bu 40-50 bin kişinin yardımcılarını, taşra teşkilatını vesaire dikkate aldığımızda birkaç yüz bin insandan bahsediyoruz. Şimdi bir iktidar değişikliği sırasında devlet bu seçimi yapıyorsa, milletvekili seçimlerini yüzde 1-2 etkileyebiliyor. Tüm dünyada bu vardır, bizde de etkileniyor. Cumhurbaşkanlığı seçiminde etkisi daha fazla oluyor. En azından bu bir faktör. Bunun ötesinde tutukluların yakınlarını etkilemek, güneydoğudaki oyları etkilemek, iltica etmiş vatandaşların oylarının sayılması gibi birçok konu var. Yani devletin yüzde 2’yi manipüle edebilmesi çok kolay aslında. Türkiye seçimleri yapabilen bir ülke ama seçim manipülasyonu da yapılıyor Türkiye’de.
Kemal Bey gibi bu ülkede yüzde 48’e kadar ulaşmış, bir sol partinin başında Millet İttifakı’nı kurmuş birisi. Ve o beş diğer partinin üçü AKP’den kopan İslamcı partilerdi. Cumhuriyet tarihinde birbirine benzemez 6 parti olarak ilk defa beraber hareket edebildik. Bu Cumhuriyet tarihinde ilk defa olan, olağanüstü bir olay. 6 Mart 2023’te Kemal Bey’in adaylığı nerede açıklandı hatırlıyor musunuz? Saadet Partisi’nde bir kandil akşamıydı, Berat gecesiydi. Saadet Partisi binasının üzerinde Atatürk’ün posteri asılıydı. Kemal Bey’in adaylığı öyle bir ortamda açıklandı. Bu Türkiye tarihi açısından, toplumsal açıdan inanılmaz büyük olaydır.”
Kuşoğlu, Kılıçdaroğlu yönetiminin cezaevinde tutuklu bulunan İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu’nu yalnız bıraktığı yönündeki eleştirilere de şu yanıt verdi:
“Ekrem Bey meselesi siyasi bir mesele, hukuki bir mesele olmaktan öte. O konuda parti olarak yapabileceğimiz Ekrem Bey’in yanında durmak. Onun dışında başka bir şey yok. CHP’li herkesin hakkını korumamız lazım ama sadece Ekrem Bey üzerinden yapmayız.
Birinci Dünya Savaşı sırasında, Osmanlı’nın son döneminde üç temel siyaset biçimi vardı; İslamcılık, batıcılık ve milliyetçilik. Başka siyasi çizgiler de vardı ama ana akım bunlardı. Bunları o zamanki devlet aklı, İttihat Terakki birleştirdi, bir mücadeleye girişti, sonra Türkiye Cumhuriyeti ortaya çıktı. Şimdi de ona benzer bir durum görüyorum. Şu andaki iktidarın geldiği zamanki gibi bir siyasal İslamcı iktidar olduğunu düşünmüyorum, farklılaştı, çok farklı hale geldi. İslamcılıktan uzaklaştı demiyorum ama farklılaştı. Milliyetçilik, devlet milliyetçiliği var üzerinde ve batıcılık var. Yani İttihat Terakki nasıl o üç akımı mezcetti, birleştirdi, öyle iktidardı… Tayyip Erdoğan da bu üç akımı birleştirdi gibi bir durum var. Ama Tayyip Erdoğan kendisi mi yapıyor bunu, devlet aklı mı?”
Sistemin Erdoğan üzerine inşa edildiğini belirten Kuşoğlu, şu sözleri kullandı:
“Erdoğan sonrası için hazırlık yapılıyor. Çünkü bu cumhurbaşkanlığı hükümet sistemi sadece Erdoğan üzerine inşa edilmiş vaziyette. Ondan başka hiç kimsenin bu rejimi, bu sistemi götürmesi mümkün değil. Dolayısıyla Erdoğan sonrasında Türkiye’yi bir kaos, karmaşa bekliyor. Onun için de o devlet aklı, bürokratik aklı bir şeyler yapmaya çalışıyor sanki kendine göre.”
Atakan Sönmez’in Kılıçdaroğlu’nun “basın müşaviri” olmasına ilişkin konuşan Kuşoğlu,”Kemal Bey’in basın müşaviri alacak, yönlendirecek durumu yok. Bunlar kurumsal işlerdir. Kemal Bey artık eşi ve çocukları için yaşıyor. Kemal Kılıçdaroğlu’nun isminin kurumsal olarak iyi yönetilmesi lazım tabii.
Süreç daha iyi yönetilmeliydi, iyi bir iletişim stratejisi olmadığını düşündüğüm için çoğu zaman sessiz kalıyorum”


