OLAYNET/ “Geçim sıkıntısı” denilince ne anlıyoruz? Toplumun büyük çoğunluğu açlık sınırının altında yaşam mücadelesi verirken, şatafatın içinde yüzen bir azınlık kavram kargaşası yaratarak gerçek yoksulluğun sesini bastırmaya çalışıyor. İktidarın yönetimsel hatalarının faturası ise yine emekçinin, emeklinin sofrasına kesiliyor.
Geçim sıkıntısı; günümüzde anlam kaymasına uğratılarak her katmanın diline dolanmış bir yakınma durumuna geldi. Ancak bu çığlığın ardındaki gerçeklik, sofralar arasındaki uçurum kadar derin… Yaşamını çalışarak tüketmiş emekliler, emeğinin karşılığını bekleyen ücretliler, kısıtlı bursuyla sılada eğitim gören öğrenciler “geçinemiyoruz” derken; lüksünden ödün vermeyen “doymazlar” da kendi dünyalarındaki kısıtlamaları bir “sıkıntı” gibi pazarlıyor!
Temel Gereksinim mi, Lüksün Eksikliği mi?
Emekçiler için geçim sıkıntısı; barınma, beslenme, giyinme gibi en temel gereksinimlerden yoksun kalmaktır. Bu durum; tarlasını süremeyen çiftçinin, kirasını ödeyemeyen işçinin, öğün atlayan gencin yaşamda kalma kavgasıdır. Öte yandan, doymak bilmeyen azınlık için aynı sözcük; yalnızca bir gösteriş eksikliğini, masadaki gurme tabağının eksilmesini simgeliyor.
İktidarın Beceriksizliğinin Bedeli Emekçiye Kesiliyor
Yıllardır uygulanan yanlış ekonomik adımların, öngörüsüz kararların, beceriksizliklerin oluşturduğu ağır bedel; toplumun emekçilerine ödetiliyor. İktidar; bütçedeki büyük açıkları, savurganlıkları, yandaşlara aktarılan kaynakları dengelemek adına asgari ücretli ile emekli aylıklarını birer kurban olarak seçmiş durumda.
Asgari ücret; temel gereksinimleri karşılayan bir alt sınır olmaktan çıkıp toplumun hapsolduğu genel bir ücret haline geldi. Açlık sınırının bile altında kalan bu rakamlar, bir ailenin ay sonunu getirmesini sağlayacak durumda değil. Emekli aylıkları ise “kök tutar” oyunlarıyla enflasyon karşısında eritiliyor.
Çözüm: Emeği Yücelten, Halkın Sofrasını Gözeten Bir Anlayış
Geçim sıkıntısı bireysel bir sorun değil, bütün toplumun ortak yarasıdır. Sosyal devletin gereği olarak; kira denetimi, gıda fiyatlarının ulaşılırlığı, ücretsiz eğitim/sağlık hizmetleri ivedilikle hayata geçirilmelidir. İnsanın hak ettiği; emeği ucuzlatan değil, emeği yücelten; “doymazların” çıkarını değil, halkın sofrasını gözeten bir yönetim anlayışıdır.


