Ana Sayfa Arama Galeri Video Yazarlar
Üyelik
Üye Girişi
Yayın/Gazete
Yayınlar
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Namaz Vakitleri Gazeteler Puan Durumu
WhatsApp
Sosyal Medya
Uygulamamızı İndir




“İnsanlarımızı, yalanlarıyla aldatıyorlar…”

İstanbul Anakent Belediye (İBB) Başkanı ve Millet İttifakı’nın Cumhurbaşkanı Yardımcısı

İstanbul Anakent Belediye (İBB) Başkanı ve Millet İttifakı’nın Cumhurbaşkanı Yardımcısı adayı Ekrem İmamoğlu, güne, Avcılar’daki Yeşilkent İBB Fakir Baykurt Kütüphanesi’ni ziyaret ederek başladı. Kütüphanede bulunan bir grup öğretmenle sorunları üzerine uzun sohbetler gerçekleştiren İmamoğlu, Avcılar Belediye Başkanı Turan Hançerli ile birlikte, İBB Meclisi’nden imar bekleyen Yeşilkent Mahallesi temsilcileriyle kısa bir toplantı yaptı. Kütüphane önünde toplanan mahalle sakinlerini toplantıyla ilgili bilgilendiren İmamoğlu, Avcılar Marmara Caddesi’nde kendisini bekleyen coşkulu kalabalıkla buluştu. İmamoğlu; caddeyi doldurup, çevre sokaklara taşan vatandaşların yoğun ilgisiyle karşılandı. Evlerinin ve iş yerlerinin balkonlarını dolduran vatandaşlar da İmamoğlu’na sevgi gösterilerinde bulundu.

İmamoğlu, buluşmalarında yaptığı konuşmasında şunları söyledi:

“İyi insan, işini iyi yapan insandır. Partisi, görüşü fark etmeden insanına hizmet eden, onunla ilgili iyi şeyler düşünen, iyi yöneticidir. Bakın, bazıları ne yapıyor son günlerde? Sırf koltuğunu korumak için; fitneden, yalandan, fesattan, iftiradan geri durmuyor. Hani diyor ya; ‘Montaj işi, şu işi, bu işi’ diyor. Ya Allah aşkına, bir Müslüman yalan konuşur mu? İftira atar mı? Bakın, bunlar büyük yalan. Büyük günah. Af olmaz. Kul hakkı yemek, büyük günah. İftira atmak, büyük günah. Yalan konuşmak, büyük günah. Ya kalkacaksınız siz, Kemal Kılıçdaroğlu’na ‘terörist’ diyeceksiniz. ‘PKK’yla ilişkili’ diyeceksiniz. Kalkacaksınız siz, onun yanındaki bizlere, ‘terörist’ diyeceksiniz. Bakın; bizim insanlarımızı zehirliyorlar. Bizim insanlarımızı, bu yalanlarıyla birlikte aldatıyorlar. Sadece onunla da değil… Bakın; hemen öğle namazını müteakip, bu güzel caminin (Avcılar Merkez Ulu Camii) önünde size hitap ediyorum. Avcılar’daki insanlar; birbirimizi tanırız, biliriz. Allah aşkına, milletin inancıyla sizin derdiniz ne? Siyaseti, kutsalımız olan bu caminin içine niye sokuyorsunuz? Biz camiyi nasıl biliriz? Cami nedir biliyor musunuz? Safa oturursun, Yaradan’ın önünde belediye başkanı da bir, esnaf da bir, cumhurbaşkanı da bir, işçi de bir, emekçi de bir. Orası eşitlenme yeri. Allah’ın yeri. Allah’ın evi orası. Oradaki vaiz koltuğu, peygamber efendimizin koltuğu. Orada siyaset yapmaya kalkanları, siyaset yapanları koruyanları, siyaset yapanları orada ödüllendirenleri kınıyorum. Sizi Allah’a havale ediyorum. Allah sizi ıslah etsin diyorum. Başka hiçbir şey demiyorum.

Bu millet, gerekeni sandıkta yapacak. Bu millet, hakkını verecek. Bakın sevgili dostlar; burada esnaflar var, iş insanları var, tüccarlar var. Bu insanlar, büyük bir ekonomik kriz yaşıyor. Bakın orada döviz bürosu var. Bugün bankadaki döviz kuruyla, döviz bürosundaki kur arasında ciddi farklar var. Bankalar, Merkez Bankası, artık döviz bürolarından, Tahtakale’den para satın alır hale geldi. Bakın; Türkiye ekonomisini yerle bir ettiler. Paramızı pul ettiler. Memleket, bütün değerlerini kaybederken, ekonomik olarak da yoksullaştı. Şunu unutmayın; tek sebebi var: Bu çöp rejim, bu kötü sistem bu memleketten adaleti de götürdü, bereketi de götürdü. Şansı, sevgiyi, saygıyı da götürdü. Şimdi bizi büyük bir sıkıntıya soktu. Bakın iddiayla söylüyorum: uluslararası, ulusal, içeride, dışarıda itibarı kalmayan kurumlarımız oluştu. Kızılay gibi, AFAD gibi. Bütün bunların sorumlusu, bu sistem ve bu sistemi yöneten akılda. O aklın tek derdi şu: Koltukta kalmak. O aklın tek derdi şu: Liyakatli, bu memleketin insanları yerine; eşini, dostunu, akrabalarını koltuğa oturtmak. Ne yapacağız? Bu pazar günü, o bir avuç insanı da o bir avuç insandan faydalananları da evlerine göndereceğiz, iktidara milleti getireceğiz.

Biz böyle meydanlara alışığız. ‘Bana oy vermeyenler ‘kötü’, bana oy verenler ‘iyi’!’ Olmaz öyle şey. Oy verir, vermez; birbirimizi sevelim. Birbirimizi sayalım. Vallahi de billahi de biz birbirimize yeteriz. Bu milletin parası da kendine yeter, pulu da kendine yeter, aklı da kendine yeter. Bu, bütün akılların kendinde olduğunu zanneden o tek kişilik akıl, derhal evine gitmeli. Sevgili hemşehrilerim, sevgili hanımefendiler, çok kritik günlerimiz var. 3 gün var. Bakın; eğer pazartesi günü, bankalarda milletin parasını çekemediği, ekonomik krizin daha derinden hissedildiği bir süreç istemiyorsak, milletin aklıyla, ekonomiden sosyal yaşama, kültürel hayattan yoksulluğun giderilmesine, işsizliğin ortadan kaldırılmasından deprem bölgesindeki o can yoldaşlarımızın, vatandaşlarımızın ihtiyaçlarının karşılanmasına, bütün sorunlarımızın yanı sıra bu mülteci ve sığınmacı konusunun, bu şehirden ve bu ülkeden ortadan kalkmasına hep birlikte hep birlikte imza atmak istiyorsak, çok çalışmak zorundayız.”