Ana Sayfa Arama Galeri Video Yazarlar
Üyelik
Üye Girişi
Yayın/Gazete
Yayınlar
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Namaz Vakitleri Gazeteler Puan Durumu
WhatsApp
Sosyal Medya
Uygulamamızı İndir




Oktay EROL
Oktay EROL

Bağımsızlık, özgürlük değil de “istiklal” mi; olmaz! 

CHP’nin altı okundan biri “devrimcilik”, devrimciliğin anlam bulduğu öğelerden birinin de “Dil Devrimi” olduğu unutulmamalıdır. Dil Devriminin amacı, Türkçeyi yabancı etkilerden arındırarak, halkın günlük konuşma diliyle yazı dili arasındaki uçurumu ortadan kaldırmaktır. Osmanlı döneminde Türkçe, ağır bir şekilde Arapça/ Farsça sözcüklerinin etkisi altında kalmıştı. Özellikle resmi yazışmalar, yazın/ bilim dili neredeyse anlaşılmaz duruma gelmişti. Yaşanan bu olgu okuryazarlık oranını düşürdüğü gibi, halk ile aydınlar arasında büyük bir kopukluğa neden olmuştu.

Dil Devrimi, Türkçe kökenli yeni sözcükler türetilerek toplum bireylerinin birbirini daha kolay anlamasını amaçlar. Bunu özellikle CHP’nin, CHP’liyim diyen herkesin iyi bilmesi, dilin yabancılaşmasına karşı duruş sergilemesi zorunludur! Bugün yapıldığı gibi; kutlama iletilerinde “temenni/ mübarek” diyerek olmaz, söylevlerde “Dil Devrimini” hiçleyen anlayışla karma/ karışık bir anlatım ortaya koyarak da olmaz! “Nasıl” diyenler, geçmişte Bülent Ecevit’in demeçlerini okusun, dil nasıl kullanılıyormuş oradan öğrensin…

***

Günümüzde onlarca gündem konusu varken “Dil Devrimi de nereden çıktı” demeyin! “Dili” doğru kullanmayınca, “dili” tam anlamayınca başlıyor asıl sorunlar… Duymuşsunuzdur, son günlerde CHP içinde yaşanan “butlan” tartışmalarında, Özgür Özel’e yakın isimlerin “İstiklal Partisi” adıyla yeni bir parti kuracağı ileri sürülüyor. Peki bu ad ne anlama geliyor? “İstiklal”, Arapça kökenli bir sözcüktür, Türkçe’de herkesin yaşamında kolayca yer bulacak olan “bağımsızlık” anlamına gelir. “İstiklal” sözcüğünün ayrıntısı şöyle; kökü Arapça “kıllet” kavramına dayandığı, bu kökün de “az olmak, hafif olmak, bir şeyi yerden yukarı kaldırmak, tek başına yüklenmek” gibi anlam taşıdığı belirtiliyor! “Özgürlük, bağımsızlık” neresinde bunun?

Toplumun özünden çıkan, kendi dilinde anlam bulan adlar dururken “yabancı” izleri bulunan bir sözcüğe sarılmak, devrimcilik savıyla taban tabana karşıttır. Atatürk devrimlerini savunduğunu söyleyenler, Dil Devriminin işleyişini/ önemini yok sayarak parti adı koymaya kalkarsa halk bunda içtenlik görmez! Sokaktaki yurttaş “bağımsızlık, özgürlük” derken partide “söz hakları” olduğunu ileri sürenlerin eski sözcüklerle isim avına çıkmasını hoş bulmaz. Gerçek devrimcilik, sözde değil; dilde, özde tutarlılıktır. Bu çelişki, devrimciliği yalnızca bir söyleme indirger unutmayın!

***

Başta şunun altını çizmek gerek; “yeni bir parti” kurmanın sonuçları iyice irdelenmesi gerekir diye düşünüyorum! Yeni bir parti “çıkış” olarak düşünülüyorsa da daha halktan, daha halkın özüne dokunan, daha anlama kolaylığı bulunan, daha içi öykü barındıran bir “sözcük” üzerinde durulması gerektiğini savunuyorum. Kökleri başka anlamlara indirgenebilen, sözcüğün özüyle anlamdaşlık kurmakta zorlanılan, sürecin “önemine” gölge düşürecek yapılaşmalardan uzak durulması gerektiğini söylüyorum.  Neden mi? “İstiklal” sözcüğü hem partinin ilkelerine tutunuşun hem de Dil Devriminin özünden kopuşun kanıtı olur.

CHP’nin olması gereken yer; emperyalizmin dilini, kültürünü, ekonomik sömürüsünü her alanda reddeden, tam bağımsızlıkçı çizgidir. Bu çizgi, köylerde toprağı berekete dönüştüren köylünün, fabrikada alın teri döken işçinin yeridir. Kurucu felsefenin “devrimcilik” oku; eskiye, çürümüş olana, yabancılaşmaya karşı savaşı buyurur. Sakının; seçmene yabancı sözcüklerle bezeli ambalajlar sunarak “yeni bir yolda” yürüyebileceğinizi sanmayın!

***

Çok farklı bir süreçten geçiyoruz. Kimin nerede durduğu bile oldukça karmaşık! İBB soruşturma sürecini izliyorsunuz; kimin ne dediği, dünkü denilenlerin nasıl yok sayıldığı, eşlerin/ çocukların/ yakınların nasıl kara bulutlarla uyarıldığı karma/ karışık! İnsanlar pazar sonlarından çürük meyveleri/ sebzeleri topluyor, üretici toprağından uzaklaşıyor, temel gereksinimlerin fiyatı köz olmuş yakıyor, umutlar diz üstü bekletiliyor!

İşte tam da burada CHP’nin içine sürüklendiği çıkmaz! Kılıçdaroğlu’nun, oniki yıl boyunca başında bulunduğu partiyi “yıpratabilmek” için, “iktidarı” yanına alıp yürümesi “yeni bir parti” söyleminin fitilini ateşliyor! “İstiklal” mi olmalı; hayır! Atatürk’ün açtığı ışık ekseninde, “Dil Devrimini” göz önünde bulundurarak, Türkçe’nin varsıllığından yararlanılmalı. Bu toprakların özünü, geleceğini simgeleyen “Özgürlük”, “Bağımsızlık”, “Gelecek”, “Aydınlık” ya da “Özlem” gibi duru Türkçe sözcükler önerilemez mi? Halkın doğrudan anlayacağı, içinde kendi öyküsünü bulacağı bu kavramlar dururken eskinin izlerine tutunmak büyük bir yanılgıdır. Unutmayın… 070626

YAZARLAR
TÜMÜ

SON HABERLER