Ana Sayfa Arama Galeri Video Yazarlar
Üyelik
Üye Girişi
Yayın/Gazete
Yayınlar
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Namaz Vakitleri Gazeteler Puan Durumu
WhatsApp
Sosyal Medya
Uygulamamızı İndir




İBB çalışanı kadına onur kırıcı uygulama

İBB Medya AŞ Genel Müdürü Fatoş Pınar Türker’in, gözaltı sürecinde insanlık onuruyla bağdaşmayan çıplak aramaya maruz kaldığı öne sürüldü.

İBB Medya AŞ Genel Müdürü Fatoş Pınar Türker’in, gözaltı sürecinde

İstanbul Anakent Belediyesine yönelik yürütülen soruşturmalar kapsamında tutuklanan Medya AŞ Genel Müdürü Fatoş Pınar Türker’in, gözaltı sürecinde insanlık onuruyla bağdaşmayan çıplak aramaya maruz kaldığı öne sürüldü. 19 Mart tarihinde gözaltına alınan, 23 Mart günü tutuklanan Türker’e yönelik bu uygulama, temel kişi haklarının çiğnenmesi olarak değerlendiriliyor.

Edirne’de halkla buluşan Cumhuriyet Halk Partisi Genel Başkanı Özgür Özel, konuyu gündeme taşıyarak bu hukuk dışı muameleye tepki gösterdi. Bireyin dokunulmazlığını hedef alan, insan haklarını hiçe sayan bu tür iddialar; kamuoyunda büyük yankı uyandırırken, adaletin herkese eşit ile onurlu bir biçimde uygulanması gerekliliği bir kez daha vurgulandı.

Özel, mitingde yaptığı açıklamada konuya ilişkin şunları söyledi:

Kabul etmedikleri beyanlar alınmak için sürekli savcılığa çağrılıp avukatsız görüşmelere zorlandıklarını hep anlattım. Ama buna Hakimler ve Savcılar Kurulu bir soruşturma başlatmadı. Şimdi iddianame çıktı, İBB davasında. 12 Eylül’ü aratmayan işler… İBB’ye ayrı bir iştirak, başında bir kadın müdür, 13 Mart’ta kızının okulu için yurtdışına çıkmak isterken durduruluyor. ‘Çıkamazsın’ diyor. 14 Mart’ta savcıya gidiyor, ‘İfademi al.’ Almıyor. 15 Mart, ‘Yok.’ 16 Mart, ‘Yok.’ Gidiyor devamlı savcılığın kapısında, ‘Bekleyin.’ Sonra kendi ayağıyla üç kez giden kadını sabah 06.00’da uyuşturucu çetesine operasyon yapılır gibi evinin kapısına gidip vura kıra, alıp götürüyorlar. Götürdükleri yerde, depo dedikleri bir yerde insanlığa aykırı çıplak aramaya tabi tutuyorlar. 12 Eylül darbesinin taşıyamadığı bu ayıbı yaşatıyorlar dört gün boyunca. Şimdi o kişi savcılığa başvurmuş, dinlememişler. Mahkemeye başvurmuş, dinlememişler. En son Anayasa Mahkemesi’ne başvurmuş uğradığı hak ihlalini anlatmaya çalışırken. Biz suçu olana sahip çıkan bir parti değiliz. Hiç olmadık. Ancak bu kadar haksızlığın yanında susup da arkadaşlarımızı asla yalnız bırakmadık.”

AYM’YE BAŞVURU YAPILDI

Türker’in avukatları söz konusu iddialara ilişkin Anayasa Mahkemesi’ne başvurdu. AYM’ye yapılan başvuruda Türker’in 13 Mart günü yurtdışına çıkmak üzereyken pasaportuna el konulduğu, bunun üzerine 14, 15, 18 Mart’ta 3 ayrı kez savcılığa başvurduğu ancak ifadesinin alınmadığı aktarıldı.

“4 GÜN BOYUNCA DEPODA TUTULDU”

Dilekçede Türker’in “depo” olarak adlandırılan bir yerde 4 gün boyunca tutulduğunu, burada çıplak aramaya maruz bırakıldığı ileri sürdü.

Dilekçede Türker’in hukuka aykırı muamelelerle gözaltında tutulduğu ve 4 gün sonunda tutuklandığının vurgulandı.

Dilekçede şu sözlere yer verildi:

Haksız ve hukuksuz gözaltı işlemi ile başlayan, itirazların zamanında incelenmemesi ile devam eden, tutukluluk incelemelerinin veya müdafine önceden bildirilmeden yapıldığı, tutukluluk incelemelerinde ısrarla müdafi yardımından yararlandırılmayarak etkili bir inceleme yapılmamasına sebep olunduğu, avukat dilekçelerinin dikkate alınmadığı, taraflar hakkında verilen kararların dahi zamanında tebliğ edilmediği veya özellikle verilmediği 6 aylık süreç içerisinde tüm delillerin toplandığı açıktır. Müvekkilemize isnat edilen hususlar ihaleler ile ilgili olup tüm ihal dosyaları gözaltı işleminden önce ilgili kurumlardan alındığı ve bunların resmi belge sıfatıyla değiştirilmesinin mümkün olmadığı açık iken, halen tutukluluk halinin devam ettirilmesi ve makul sürede sonlandırılmaması doğru değildir.

Müvekkilemiz ile ilgili tutuklama kararı rüşvet suçlamasından dolayıdır. Ancak ne emniyet ifadesinde, ne savcılık ifadesinde ne de sulh ceza sorgusunda kendisine rüşvet aldığına ilişkin tek bir soru sorulmamıştır. Buna rağmen müvekkilemizin yaklaşık 7 aydır tutuklu olması hatalıdır. Bu durum kişi hak ve özgürlüğünü açıkça ihlal etmektedir. Özellikle başvuruya konu kararda itiraz ile ilgili olarak dahi karar ‘verilmemesi adli kontrol tedbiri olan tutukluluğunun dışına çıktığını göstermektedir.”