OLAYNET/ Çeyrek yüzyıldır övünçle anlatılan “iktidarın” yüzü, bugün işsizlikle boğuşan gençlerin, doymayan emeklilerin, geçinemeyen çalışanların çığlığıyla açığa çıkıyor. Torpilli işe alımlar, liyakatsiz görevlendirmeler, haksız kazançlar öyle doğal gösteriliyor ki; yapılanlar onur sayılıyor, utanılmıyor.
Muhalefeet şunu söylüyordu:
“Necdet Ünüvar 23, 24, 25, 26’ncı Dönem AKP milletvekilliği yapmış, sonra boş mu kalsın çocuk, Ankara Üniversitesi Rektörü yapmışsınız, onun mahdumu boş mu kalsın? Fakülteden mezun olmuş, derhâl Enerji Bakanlığına müşavir yapmışsınız, şimdi Ticaret Bakanlığında Genel Müdür Yardımcısı. E, kızı boş mu kalsın? Kızını da tıpkı oğlu gibi sınavsız, mülakatsız Meclise almışsınız; hiç utanmıyor musunuz? Mustafa Destici’nin kızı Türkiye’de binlerce insan boşta gezerken, işte bu çocukları yani AKP’lileri ve yandaşların çocuklarını mülakatsız, sınavsız işe alıyorsunuz. Hiç mi utanmıyorsunuz be kardeşim!”
İktidar sıralarından sözcü şu sözlerle karşılık verdi.
“Arka arkaya insanlara dönüp utanmıyor musunuz, utanmıyor musunuz dediğinizde nasıl bir cevap bekliyorsunuz ki, evet utanmıyoruz, gurur duyuyoruz yaptığımız işten, neyinden utanacağız?”
Kışın ayazında titreyen çocuklar, sobasız evlerde üşüyen yaşlılar, kazancıyla doymayan milyonlar… sorulsa, “utanmıyoruz” denilecek belli ki. Oysa toplumsal bellekte “komşusu açken tok yatan bizden değildir” sözü boşuna söylenmedi. “Taş yerinde ağırdır” denirken liyakatin önemi vurgulandı. “Hak yiyen doğrulmaz” denirken haksızlığın açtığı yara anlatıldı.
Bugün yaşananların adı yalnızca siyaset değil, yalnızca ekonomi değil; insanın en eski duygusunun, utanmanın yitirilmesidir. Belleğini yitiren toplum, kendi geleceğini de yitirir. İşte tüm bunlar için Özel’in eylem/ mitingleri önemsenmeli.


