Her yıl 460 milyon ton plastik üretiliyor; bu ürünlerin %81’i bir yıldan kısa sürede atığa dönüşüyor. Bu küresel çevre krizine çözüm arayan 176 ülke, sivil toplum kuruluşları, bilim insanları ile sanayi temsilcileri, 5–14 Ağustos tarihleri arasında Cenevre’de Birleşmiş Milletler öncülüğünde bir araya geldi.
AB içinde yaklaşık 100 ülke, plastik üretimini azaltmaya yönelik yasal bağlayıcı hedefler belirleyerek sorunu kaynağında çözmeyi savunuyor. Ancak Suudi Arabistan, İran, Rusya gibi petrol dışsatımcı ülkeler, Çin’in desteğiyle müzakerelerin kapsamını yalnızca geri dönüşümle sınırlamaya çalışıyor.
Plymouth Üniversitesi Deniz Biyolojisi Profesörü Richard Thompson, mikroplastikler üzerine yaptığı öncü çalışmalarla TIME dergisinin 2025’in en etkili 100 kişisi arasında yer aldı. Thompson, Euronews’e verdiği demeçte, “Gerçekten acilen harekete geçmemiz gerekiyor. Bu sorun sadece atık yönetimiyle çözülemez. Tedarik zincirinin tümünde sistematik adımlar atılmalı; bu da toplum için zorunlu olmayan plastiklerin üretiminin azaltılmasını içerecek” dedi.
Thompson’ın araştırmaları, mikroplastiklerin artık soluduğumuz havada, içtiğimiz suda ve yediğimiz gıdalarda bulunduğunu ortaya koyuyor. Bu parçacıkların insan sağlığı üzerindeki etkileri henüz tam olarak bilinmese de, kalp krizi, felç, doğumsal anomaliler gibi ciddi hastalıklarla bağlantılı olabileceği düşünülüyor.
WWF, görüşmeler öncesinde yaptığı açıklamada, güçlü, hukuken bağlayıcı bir küresel anlaşma çağrısında bulundu. Tersi durumda plastik krizinin geri dönülmez bir noktaya ulaşacağını vurgulayan kuruluş, Montreal Protokolü’nü örnek göstererek hükümetleri kararlı adımlar atmaya çağırdı.
BM Çevre Programı İcra Direktörü Inger Andersen ise, “Hiç kimse plastik kirliliğiyle yaşamak istemiyor. Döngüsel ekonomiye geçiş için sistemik dönüşüm şart” diyerek görüşmelerin önemine dikkat çekti.


