Ana Sayfa Arama Galeri Video Yazarlar
Üyelik
Üye Girişi
Yayın/Gazete
Yayınlar
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Namaz Vakitleri Gazeteler Puan Durumu
WhatsApp
Sosyal Medya
Uygulamamızı İndir




Sakarya’da özgürlük çağrısı

Cumhuriyet Halk Partisi’nin Cumhurbaşkanı adayı İstanbul Anakent Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu ile yol arkadaşlarının tutuklanması üzerine başlatılan “Millet İradesine Sahip Çıkıyor” buluşmalarının Türkiye ayağı Sakarya’da sürdü.

Cumhuriyet Halk Partisi’nin Cumhurbaşkanı adayı İstanbul Anakent Belediye Başkanı Ekrem

Cumhuriyet Halk Partisi’nin Cumhurbaşkanı adayı İstanbul Anakent Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu ile yol arkadaşlarının tutuklanması üzerine başlatılan “Millet İradesine Sahip Çıkıyor” buluşmalarının Türkiye ayağı Sakarya’da sürdü. Dizgenin 106’ncı buluşmasında Adapazarı Demokrasi Meydanı’nı dolduran binlerce yurttaş, 400 gündür Silivri Cezaevi’nde tutulan İmamoğlu ile tüm seçilmişlerin salıverilmesini istedi.

Alanda toplanan kalabalığa seslenen Özgür Özel, Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın ana muhalefet ile görüşme isteğine sert yanıt verdi. Özel, masada otururken balta çekip saldıranların şimdi uzlaşı zemini aramasının inandırıcı olmadığını belirtti. Cumhuriyet Halk Partisi’ne düşman hukuku uygulayan hiç kimseyle masaya oturmayacaklarını dile getiren Özel, halkın iradesinin gasp edilmesine karşı duruşlarını kararlılıkla sürdüreceklerini açıkladı.

Özel’in konuşmasının öne çıkanları şöyle:

Sakarya’ya sırtımızı dönmedik. Hep sevdik, hep Sakarya için iyi şeyler söyledik. Sakarya’nın seçtiklerine, tercihlerine saygı duyduk. Gün geldi, bugünü gördük, Sakarya’da 2 milletvekiline ulaştık. Bundan sonra bir daha bırakmayacağız. Sakarya 2 milletvekiliyle partimizde temsil edilirken Parti Meclisimizde de 2 Sakaryalıyla temsil ediliyor. Bu şu demek. CHP, Sakarya’yı dinliyor, Sakarya için çalışıyor. AK Parti’nin kalesi” olarak anıldığını hatırlatan Özel, “Artık dönem kardeşlik dönemidir, geçim dönemidir, yoksulluktan, işsizlikten hep birlikte kurtulmak, çiftçinin köylünün yüzünü güldürmek, halktan yana işler yapmanın zamanıdır. Bunun için bundan sonra Sakarya, yorulmuş bir iktidarın, yandaş kayıran, vatandaşı unutan bir iktidarın, sorun çözmeyen bir iktidarın, emekliyi 20 bin liraya, emekçiyi 28 bin liraya mahkum eden bir iktidarın kalesi olamaz. O kale siyaseti bitmiştir. Sakarya bundan sonra milletin kalesidir.

“Şeker fabrikası yeniden açılacak”

Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün kurduğu tüm işletmeleri haraç mezat, yok pahasına satıp şimdi hem bu işsizliği hem bu enflasyonu yaratanlar, bu işin birinci müsebbibidir. Sakarya’ya sözüm olsun; o şeker fabrikası yeniden açılacak, Et ve Süt Kurumu yeniden açılacak.

“Garantiyi çiftçilere vereceğiz”

Yılın ilk 3 ayında faize 876 milyar lira ödediler, çiftçiye 60 milyar lira destekleme ödediler. Yani her 100 liranın 20 lirası faize gidiyor, 1,5 lirası sadece çiftçiye gidiyor. Biz iktidarımızda planlı üretime geçeceğiz ve çiftçiye alım garantisi vereceğiz. Havaalanı yapıyorlar, uçuş garantisi var. Otoban yaptırıyorlar, araç garantisi var. Köprü yaptırıyorlar, geçiş garantisi var. Hastane açıyorlar, hasta garantisi var. Ama çiftçiye gelince, hayvancıya gelince bir başına bırakıyorlar. CHP iktidarında çiftçi ne ekeceğini bilecek, kaça satacağını bilecek, çiftçide de süt üreticisinde de alım garantisi olacak. Para babalarına, bankerlere, yandaşlara değil; garantiyi çiftçilere vereceğiz.

“En düşük emekli maaşı asgari ücret seviyesinde olacak”

3 Kasım 2002, AK Parti geldiği gün en düşük emekli maaşı 1,5 asgari ücretti. Yani bugünkü hesapla 42 bin lira ama 20 bin lira veriyor. Asgari ücreti de 28 bin lira gibi kabul edilemez düşük bir yerde tutuyor. CHP bugün iktidar olsa asgari ücret 39 bin lira, en düşük emekli maaşı 39 bin lira…

“Herkesin gelirine göre kira”

Artık bütün dünyada herkesin gelirine göre vergi, herkesin gelirine göre kira var. CHP iktidara geldiğinde kiralık sosyal konut olacak, herkesin gelirine göre kira olacak. Yoksulun, emeklinin, emekçinin yüzü gülecek. Bir dönem kapanacak, bir dönem açılacak.

Her mahalleye devlet kreşleri açacağız. Okullara 100 bin öğretmen, 75 bin sağlık görevlisi görevlendireceğiz. Asla ve asla okulda sağlık sorunu, temizlik sorunu, öğrenciler arasında eşitsizlik sorunu olmayacak

Erdoğan’a yanıt: CHP’ye düşman hukuku uygulayan kimseyle oturup konuşmam

Türkiye’nin elbette ihtiyacı olan iç cephenin güçlenmesidir. Elbette tansiyonun düşmesi önemlidir. Ama rakiplerine düşman hukuku uygulayanlar, masada otururken balta çekip saldıranlar şimdi dönüp de ‘Oturalım, konuşalım’ demesinler. CHP’ye düşman hukuku uygulayan kimseyle oturup konuşmam.

O demokrasi düşmanı baltanı gömeceksin, o baltanı atacaksın; Türkiye’nin kurucu partisine, onun üyelerine, milletin seçilmiş belediye başkanlarına, belirlediğimiz cumhurbaşkanı adayına, milletimiz takdir ederse bir sonraki cumhurbaşkanına ve bir sonraki iktidar partisi CHP’ye haksızca saldırmayacaksın.”

İmamoğlu: Her kim ki adaletsizliğe susar, en büyük vebali üstlenir

Ekrem İmamoğlu’nun Silivri’den Sakarya’ya yolladığı mektubu CHP Sakarya İl Başkanı Oğuz Can Curoğlu okudu. İmamoğlu, mektubunda şu sözlerini kullandı: 

Cesaret ve umudun güzel şehri Sakarya, benim canım hemşerilerim; değerli hanımefendiler, kıymetli beyefendiler, geleceğimizin teminatı gençler ve güler yüzlü çocuklar… Sizleri hasretle selamlıyorum, her birinize tek tek sarılıyorum. Örgütümüzün güçlü iradesini temsil eden il başkanımız Oğuz Can Curoğlu’na ve yürüttükleri kararlı mücadele için kendisinin şahsında tüm örgütümüze yürekten teşekkür ediyorum. Sevgili vatandaşlarım; biz, bu aziz topraklarda eşitlik ve kardeşlik içinde yaşamak isteyen, hak yemeyen ama hakkını da yedirmeyen, büyük ve şerefli bir milletiz. Kimse açta açıkta kalmasın, güçlü zayıfı, haksız haklıyı ezmesin isteriz. Kimsenin hakkı kimseye geçmesin diye dua ederiz. Adalet, bizim karakterimizin, maneviyatımızın özüdür; adalet bizim için devletin temelidir, varlık sebebidir. Her kim ki milletten aldığı yetkiyi haksız ve adaletsiz kullanır, o milletin ve devletin en büyük düşmanıdır. Her kim ki gördüğü adaletsizliğe susar, seyirci kalır; o en ağır, en büyük vebali üstlenir.

Bugün ülkemizde, adaletsizliğin ve keyfiliğin iktidarı hakimdir. Milletten aldığı yetkiyi kötüye kullanarak siyasi rakibini yok etmeye çalışan, vatandaşın seçme ve seçilme hakkını gasp etmeye kalkışan bir avuç insan, kendilerini devletin sahibi ilan etmiştir. Milletimizi yokluğa, yoksulluğa, güvencesizliğe ve adaletsizliğe mahkûm eden bu iktidara; devletin sahibi olmadıklarını ve olamayacaklarını göstereceğiz. Bu ülkede kurumlar ve kurallar hâkim olacak, birtakım partiler ya da şahıslar değil. Bunun arası, ortası yok. Bu ülke, milletin özgür ve adil seçimlerle çizdiği istikamette yürüyecek, bir şahsın ‘tensipleriyle’ hareket etmeyecek. Bunun ‘ama’sı, ‘fakat’ı yok. Bu ülkenin zenginlikleri ve bu devletin imkanları herkese adaletli bir biçimde dağıtılacak. Kimse, suyun başını tutanların insafına bırakılmayacak. Biz böyle adaletli, böyle insanca, hakça bir düzeni kurmak istediğimiz için hapisteyiz. Suyun başını tutmuşlarla gizli kapaklı ortaklıklar kurmadığımız, milletin hakkını millete vermekten başka bir seçeneği asla kabul etmediğimiz için zindandayız. Biz, Silivri Mahkemesinde bir kumpası deşifre etmekle yetinmiyoruz; biz o mahkemede aynı zamanda halkçı, icraatçı, ahlaklı kamu yöneticiliği nasıl olurmuş, milletin hakkı nasıl korunurmuş, onun dersini veriyoruz.

“Baştan sona edaletle işleyen bir düzen kuracağız”

İddianame adı altında karşımıza çıkarılan yalanlara ve iftiralara karşı gerçekleri anlattıkça, tarihte hiçbir örneği olmayan şekilde, 6 yılda iki bine yakın inceleme ve teftiş geçirdiğimiz halde, neden tek bir yanlışımızı bulamadıkları ortaya çıkıyor. Bulamadılar; çünkü hiçbir yanlışımız yok. Çünkü, sadece milletin parasını millet için kullanma ahlakı ve özeniyle hareket ettik. Yönetime gelince, ‘Sıra bizde, suyun başını biz tutacağız’ demedik. ‘Bu şehrin, bu ülkenin nesi varsa milletindir’ dedik ve gereğini yaptık. Ayırmaya, kayırmaya asla geçit vermedik. Ülkeyi de böyle yöneteceğiz. Baştan sona adaletle işleyen, çok bereketli bir düzen kuracağız. Herkesin daha iyi, daha rahat, daha özgür yaşamasını hedefleyecek, bu yeni düzenin hiçbir yerinde partizanlık barındırmayacağız. Vatandaşın inancıyla, fikriyle, yaşam tarzıyla değil; refahıyla, mutluluğuyla, emeğinin karşılığını alıp almamasıyla ilgileneceğiz. Bir kişinin aklıyla değil, milletin aklıyla hareket edeceğiz. O pazar günü gelecek; devletin gücünü kendi gücü zannedenlere millet sandıkta hadlerini bildirecek. Herkes, hayalini kurduğu, özlemini duyduğu, hak ettiği hayata kavuşacak. Her şey çok güzel olacak. Ekrem İmamoğlu. Silivri Zindanı.”