CHP Genel Başkanı Özgür Özel, 19 Şubat 2026’da Boğaziçi Üniversitesi’ni ziyaret ederek öğrenciler ve akademisyenlerle bir araya geldi. Üniversitede 2021’den bu yana süren rektör atamalarına karşı protestolara destek veren Özel, Güney Kampüs’te akademisyenlerle birlikte rektörlük binasına sırtını döndü ve “Özerk, özgür, demokratik üniversite” pankartı taşıdı.
Özel, “Türkiye’deki tüm üniversite öğrencilerini ve öğretim görevlilerini saygıyla selamlıyoruz. Hangi görüşte olurlarsa olsunlar; onların düşünce özgürlüğünü, söz söyleme özgürlüğünü, kendi kendilerini yönetme ve bilimin gerektirdiği şekilde eğitim verme ile alma haklarını savunuyoruz” dedi.
Ziyaret sırasında akademisyenlerin 1261. gün nöbetine destek veren Özel, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın geçen hafta yaptığı sürpriz ziyaretin ardından Boğaziçi Üniversitesi’ne giderek farklı bir tablo ortaya koydu.

Ziyaretinin ardından basına konuşan Özel’in sözlerinin öne çıkanları şöyle:
“Desteğe öğrencileriyle sohbet etmeye bir anlamda da bir geçmiş olsun dilemeye geldik. Ben geçmişte meslek örgütünde görev yaptığım dönemlerden başlayarak konuşmacı olarak, daha sonra milletvekiliyken Soma faciasından sonra defalarca Boğaziçi’ne geldim. Genel Başkan olarak da ikinci gelişim.
10’a yakın ziyaretimde Boğaziçi’nin gözünde görmediğim bir şeyi gördüm bugün. Bir kırgınlık, bir öfke ve bir travma hali var geçen hafta olanlardan dolayı.
Evinize siz yokken, size rağmen birisi izinsiz girip evinizi kullanırsa eşyalarınıza dokunursa evinizi size rağmen kullanırsa birisi ne hissederseniz öğrenciler onu hissediyor
Erdoğan buraya geldi. Bir gün öncesinden trafiğe kapattılar. Mahalleyi boşalttılar. Öğrencileri kampüse almadılar. Öğretim görevlilerini kampüse almadılar ve kampüse dışarıdan getirdikleri gençlik kollarını sokarak Erdoğan’a burada karanfil attırdılar ve bir Boğaziçi mizanseni yapmaya çalıştılar.
Bugün öğrenciler bu mizansene inanılmaz bir cevap verdi. Geçen sefer seslenildi Üniversite öğrencisiymiş gibi gösterilen Ak Gençliğe. Hadi Mavi Boğaziçi kartınızı gösterin de görelim denmişti. Bir tane kart göremedik.
Bugün bizi burada nezaketle karşılayan, ağırlayan, sorular soran, sohbet eden arkadaşlarımız hatıra fotoğrafında yüzlerce öğrenci kartını kaldırıp onunla poz verdiler. Dünün ve bugünün özeti budur.
5 yıl önce buraya ilk olarak Melih Bulu’yu rektör olarak atadı. Bu üniversitede ders verme niteliği olmayan, akademik olarak bu üniversitenin kurallarına göre Boğaziçi’nde ders veremeyecek durumda olan birini kayyum olarak buraya atadı.
O günden bugüne yaptığı rektörlük göreviyle birlikte üniversitenin geleneğine saldırıyor. Kurumsallığına saldırıyor. Öğrenci kulüplerine saldırıyor. Onların mekanlarına saldırıyor. Çalışmalarına saldırıyor.
Erdoğan Boğaziçi’ne saldırarak Boğaziçi’ni dünya sıralamasında 60 sıra kadar gerilettirecek yanlışları yaparak buraya şaka gibi. Fıkra diye anlatılmaz bu. Kara mizah. Üsküdar Belediyesi’ni kaybetmiş. Üsküdar Belediyesi’ndeki 600 memuru üniversiteye koymuş. Maaş veriyor. Üniversiteye şu kadar bir katkıları yok. Ne katkıları olabilir Boğaziçi Üniversitesi’ne? Belediye çalışanı ne yapabilir burada?
120 tane paraşütle öğretim görevlisi getirmiş. Yani okulun kendi kuralları, kaideleri, yükselme ve burada ders verme yetkinlikleri olmayanları paraşütle getirip buraya atıyorlar.
Öğretim görevlilerinin, öğrencilerinin okulla bağını koparmamış mezunlarının belli katsayılarla oy kullanacakları seçimle belirleneceğini anlattık.
Değerli değerli arkadaşlar, birincisi burayı gündem, çok önemli bir gündem bu ve bu ziyareti biz üniversiteye çok iyi geldi. O yüzden başka siyasi soruları cevaplamayacağım ama şu an aciliyeti olan bir durumumuz yok. Arkadaşlar bakıyorlar. Bakıyoruz, görüyoruz. Ne gerekiyorsa onunla ilgili gerekli tedbirleri alır, gerekli müdahaleleri yaparız.
Kurulamayan her sahur sofrasının yapılamayan, olması gerektiği gibi yapılamayan her iftarın, geçinemeyen her emeklinin, okula arzu ettiği beslenme çantasını götüremeyen her öğrencinin ve bundan kahrolan her velinin vebali 23 yıldır Türkiye’yi yöneten her yetki elinde olan Erdoğan’dadır. Daha valilerle vebal bölüşümüne gitmesin.”


