Ankara Anakent Belediye Başkanı Mansur Yavaş, Kocatepe Kültür Merkezi’nde düzenlenen “Söz Gençlikte, Başkan Yanında” programında gençlerle bir araya geldi. Yavaş’a Çankaya Belediye Başkanı Hüseyin Can Güner, CHP Ankara İl Başkanı Ümit Erkol, Başkent Gençlik Meclisi üyeleri eşlik etti.
Gençlerin sorularını yanıtlayan Yavaş, katılımcı yönetim anlayışından gençlik politikalarına, ulaşımdan sosyal desteklere kadar birçok konuda değerlendirmelerde bulundu. “Sizlerin aklına ihtiyacımız var. Yol göstermesine ihtiyacımız var. Bunu da Başkent Gençlik Meclisi üzerinden yapabilirsek siyaseti gençleştireceğiz” dedi.
Yavaş, haklarına sahip çıkan, kent yönetimine katılan, söz söyleyen bir gençliğin gelecek için vazgeçilmez olduğunu vurguladı. “Ülke idaresinde ağırlığınızı hissettirmeniz lazım. Önce Ankara yönetiminde kendinizi hissettirin. Onun da yolu Başkent Gençlik Meclisi” sözlerini kullandı.
Gençlik Meclisi’nin kuruluş sürecini anlatan Yavaş, Türkiye’de yerel yönetimlerde karar alma süreçlerinin çoğu zaman katılımcılıktan uzak yürütüldüğünü belirtti. Yerel yöneticilerin sivil toplum kuruluşları, üniversiteler, bilim insanları, kentte yaşayanlarla birlikte ihtiyaçları tespit ederek yatırım önceliklerini belirlemesi gerektiğini söyledi. Aciliyeti olmayan projelere yüksek bütçeler ayrıldığını, buna karşılık gençlerin ve dezavantajlı grupların temel ihtiyaçlarının geri planda kaldığını dile getirdi.
Yavaş, konuşmasını şöyle sürdürdü:
“Siz haklarınıza sahip çıkmazsanız, yaşadığınız kentteki sıkıntıları bir yere duyurmak yerine kendi kendinize söylenirseniz yarın hayata atıldığınızda da aynı şey olur. Belediyenin yaptığı bir çalışmadan rahatsızsanız, bizim bir şeyimiz eksikse, yanlış yapıyorsak veya yaptığımız çalışmalar sizi tatmin etmiyorsa siz söylemezseniz, siz gelip Gençlik Meclisi’nde aktif görev almazsanız bizim nereden haberimiz olacak? Onun için mutlaka ve mutlaka kente dair hatta ülkeye dair görüşlerinizi mutlaka bize iletin. Çok samimi olarak söylüyorum, bu devirde artık bizim gençlerin aklına ihtiyacımız var. Bu kadar doğruya ve gerçeğe çabuk ulaşan ve o yolda eğitim gören bir gençlikten bizim öğreneceğimiz çok şey var. Onun için tekrar tekrar söylüyorum, sizlerin aklına ihtiyacımız var. Yol göstermesine ihtiyacımız var. Bunu da Gençlik Meclisi üzerinden yapabilirsek inşallah siyaseti de gençleştireceğiz.
“GÖREV SÜREM İÇERİSİNDE EN AZINDAN TEMELLERİNİ ATMAYI PLANLIYORUM”
Ulaştırma Bakanlığı’nın bize bildirilen dört projesi vardı. Bir de Havaalanı Metrosu vardı. Ulaştırma Bakanlığı, ‘Bunun projesini biz yaptık, yapımını da biz yapacağız’ dedi. İş başına geldiğimizde baktık ki dört metronun hiçbirisinin projesi yok. Şu anda dört tane hattın tamamının projelerini yaptık ve Mamak’a da başladık. İnşallah öbürlerini de yapmaya başlayacağız. Bizden önce Ulaştırma Bakanlığı’nın yaptığı 50 kilometreye yakın metro vardı. Ben 8 Nisan’da görevi devraldım, 28 Nisan’da da birdenbire bir Cumhurbaşkanlığı Genelgesi çıktı. Eskiden normalde Mustafa Tuna döneminde metroları devrederken ‘bilet parasının yüzde 15’ini sizden alarak tahsil edeceğiz’ derken yani ‘20-30 yıl gibi bir sürede tahsil edeceğiz’ derken; 28 Nisan 2019’da bir kararnameyle değişiklik yapıp bütçeden bize gelen paydan yüzde 5 kesmeye başladılar. Bugüne kadar 250-300 milyon ödememiz gerekirken tam 6 milyarın üzerinde parayı aldılar ve 45 kilometre metronun hepsinin parasını biz ödemiş olduk. Şimdi Ulaştırma Bakanı’na sorsanız ‘Biz yaptık’ deniyor. Parası benden çıktıktan sonra kim yapıyor onu bilmiyorum. Dikmen ve Ovacık Metrolarının da kendi kaynaklarımla görev sürem içerisinde en azından temellerini atmayı planlıyorum.
“ASLA YANLIŞ YA DA YALAN SÖYLEYİP İLERİDE MAHCUP OLMAK İSTEMİYORUM”
Bir insan yalan söylerse birkaç yıl sonra aynı yalanı hatırlayamazmış. Ama bir insan doğru söylerse 20 yıl, 50 yıl sonra da aynı cevabı verecek. Onun için ben bana sorulan sorularda bildiğim bir şeyse doğru cevabı vermek için gayret ediyorum. Onun için böyle çabuk cevap veriyorum. Çünkü asla yanlış ya da yalan söyleyip ileride mahcup olmak istemiyorum. Bizler memuruz arkadaşlar. Şimdi bana getiriyorlar, plaket veriyorlar. Niye veriyorsunuz plaket? Benim görevim zaten, onu yaptım diye beni niye ödüllendiriyorsun? Bununla ilgili bir tane örnek var. Birini sosyal medyada pandemi döneminde gördüm. Bankamatiğe kartı sokuyorsunuz, size paranızı veriyor. Bunun için bir teşekkür etmeye, bir plaket vermeye gerek var mıdır? Tapu aldınız, gittiniz tapu müdürüne ‘bana çok güzel tapu verdiniz’ diye bir plaket veriyor musunuz? O zaman belediye başkanına da vermeyeceksiniz. Ben bunu kabul etmiyorum. Onun için siz siz olun, aldığı maaş karşılığı hizmet ettiğini düşünün, onun ötesine götürmeyin arkadaşlar. Sevmek, saygı duymak ayrı bir mesele.
“YARGILANACAKSAM DA ÇORBA DAĞITMAKTAN YARGILANAYIM”
Öğrencilerin metro çıkışında buz gibi havada o çorbayı eline alıp otobüse bindiklerini görüyorum. Sanayide özellikle İvedik, OSTİM gibi yerlerde erken işe gitmek zorunda kalan insanların metro çıkışında yine çorba aldıklarını görüyorum. Yani yargılanacaksam da çorba dağıtmaktan yargılanayım. Allah başka şeyde yargılanmaktan korusun hepimizi. Önemli olan yerel yöneticilerin kentte yaşayanların neye ihtiyaç olduğunu hissetmesi. Bu kentte yaşayan herkesin kafasını kaldırdığı anda bir ihtiyacı varsa onun için yerel yönetimler var. Anında ona cevap verilmesi gerektiğini biliyorum. Hani ‘Komşusu aç yatarken tok yatan bizden değildir’ denir ya bir belediye başkanı eğer kendisinin haberi olduğu hâlde birilerinin yatağa aç girmesini görüyorsa o da bizden değildir. Böyle bakmak lazım.
“EVİNDE DEPO OLANLAR BUNUN İHTİYACINI HİSSETMEDİLER, BUNU KABUL ETMEK LAZIM”
Şu andaki mevzuata göre depo yapmak zorunlu. Normal deposu olanlarda hiç bir sorun olmadı. Biz rakamları verdik, Devlet Su İşleri bilmiyor. ‘1 milyon 240 bin metreküp ihtiyacı var Ankara’nın’ dedi. Biz 1 milyon 350 bin verdik. Fakat onlar bilmiyorlar, son yıllardaki nüfus artışı, depremden gelenler vesaire, bizim şu anda kullandığımız 1 milyon 400 bin, 1 milyon 420 bini falan bulmaya başladı. 1 milyon 240 bin değil. Biz yüzde 98 su verdik, yüzde 2 eksik var. Zaten yazın su varken de veremediğimiz yerler var, basınç nedeniyle de çıkmıyor üst katlara. Her tarafa imar verildiği için çok sayıda bina yapılıyor. Oraların da hatları bu yıl inşallah bağlanacak, su sorunu olmayacak. Yüzde 98 su vermemize rağmen mesela ben açıkça söyleyeyim benim evimde hiç su kesilmez. Ben 48 daireli bir apartmanda oturuyorum. Depomuz var ve ben Ankara’da büyük çoğunluğun su sıkıntısı çekmediğini düşünüyorum.
Planlı su kesintisi yapılıyor. Ama evinde depo olanlar bunun ihtiyacını hissetmediler, bunu kabul etmek lazım. Peki şu soruyu niye sormuyorsunuz? Müşteri garantili havaalanları, müşteri garantili hastaneler, otoyollar yapılıyor değil mi? Siz şimdi açıklama yaptırmışsınız, ‘2050’ye kadar su problemini çözdük’ diye. Peki, dönüp Devlet Su İşleri’ne ‘Hani çözmüştünüz, ne oldu?’ diye sormayacak mısınız kimseye? Yüzde 1 suyumuz var, yüzde 1 yağış yok. Bunun sorumlusu Mansur Yavaş mı? İklim krizi var, yağmıyor. Epey kar yağdı değil mi? Şu andaki suyumuz da 1.40 bu kadar kar yağmasına rağmen. Ankara’da zemin üstündeki su yüzde 30 olmadığı sürece biz bunu yaşayacağız.
“SİZ EVİNİZDE 8 TON KULLANIRKEN ADAM 60 TONU GİDİYOR ÇİM SULUYOR, HAVUZ DOLDURUYOR”
Onlar bize yazıyla bildirmeden biz bir kova suyu alamıyoruz ki. Biz size şu kadar verebiliriz diye onlar tahsis ediyorlar. Yazdığımız yazılara cevap yok. Beklemişler. Neyi beklediler onu bilmiyorum açıkçası. Bu artık bir ulusal problemdir Türkiye için. Orta Anadolu için daha büyük bir problemdir. Bir konuyu daha söyleyeyim, en fazla eleştirenler televizyonlarda, isimleri vermediğim için KVKK’ya girmiyor. Tasarruf yapmamız gerekiyor hep beraber. Yüzde 10’un altında kullananlara yüzde 10 indirim yaptık. Bu arada belirlenen tondan fazla kullananlara daha pahalı yaptık. Bildiğiniz adam gitti dava açtı. Şehri susuz bırakmak istiyor. Çünkü şehrin sadece yüzde 12’si, yani bu çok su kullananlar suyun yüzde 30’undan fazlasını kullanıyor. Hak mıdır arkadaşlar? Siz evinizde 8 ton kullanırken adam 60 tonu gidiyor çim suluyor, havuz dolduruyor. Müstahak mıdır bu? O televizyonda konuşanların hepsi, hiçbirisi 15 ton altında kullanmıyorlar. ‘Tasarruf edin’ demeden önceki neyse aynısını kullanıyorlar. Sorun hepimizin sorunu. Ben de tasarruf edeceğim onlar da edecekler. Hele bir tanesi ayda 34 ton kullanıyor. Bahçe sulama… Başka türlü evde 34 ton kullanma ihtimali yok. Sorumluluk hepimizin.
“BİZ HERHANGİ BİR HAYVANSEVERİN SEVDİĞİ KADAR DA CANLILARA SAYGIMIZI GÖSTERİYORUZ”
En son ki olayda kendisi bu işi yapan, para karşılığında yapan bir şahıs, belediyenin görevlisinden bir fotoğraf paylaşmasını istiyor. Herkes ayaklandı ve bakıldı ki o görüntü hiç belediyeye ait olmayan bir görüntü. Veteriner kendisine yönlendirdiği bir şahsın kendisine bunu paylaştığını itiraf etti ve daha sonra da istifa etti. Biz tabii hepsini savcılığa verdik. Bu konuyu polemik konusu etmeye hiç gerek yok. Biz herhangi bir hayvanseverin sevdiği kadar da canlılara saygımızı gösteriyoruz. Ama kalkıp da bu tür işleri, ticari menfaat kazanan insanları da artık herkesin iyi seçmesi gerektiğini düşünüyoruz.
“İÇİŞLERİ BAKANLIĞI SORUŞTURMAYA İZİN VERMEDİ GÖKÇEK’İ”
Ankapark’ı çürütmüş adam, 801 milyon dolar oraya aktarmış. Acaba senin de kusurun… Senin kusurun niye olsun? Ben zaten seçildiğimde park çalışmaz hâle gelmişti. Bu arada benim de param var, niye çürüteyim? Ama şunun hesabını sormadılar. İçişleri Bakanlığı soruşturmaya izin vermedi Gökçek’i. Çin’den geldiği için o dinozorların falan hepsi Çin’de devlet fabrikasıdır, bütün fabrikalar, aynı dinozor bugün kaç lira, belediyeye kaç lira fatura edilmiş? Bunların hepsini ortaya koyacağız. Hiç kullanılmadan atılan malzemeler. Bir tanesini söyleyeyim. Bu havadan raylı bir sistem var genellikle kent içi ulaşımında kullanılıyorlar. Onun küçük bir modelini getirmişler. Tam dikecekler bakmışlar ki yolları daraltıyor. Bunu olduğu gibi atmışlar bir kenara ön tarafa lokomotif gibi. Onun fotoğraflarını göreceksiniz. Çin’den turistler gelecek diye içine siz sığmazsınız ancak küçüklerin sığabileceği kabinler getirmişler. O kadar inanmışlar ki Çin’den turistlerin geleceğine… Hiç kullanmadan da atmışlar bunları. Siz böyle hesabını sormuyorsunuz ama gün gelecek sorulacak. Mesela geçenlerde oğlanların villası yayınlandı iki tane. Eski belediye başkanının. Şunu soracaksınız, mal beyanı açıklasın. 2024 yılında yaşadık. Devamlı açıklasın. Niye açıklamıyorlar? Herkes açıklasın.
CHP’lisi de açıklasın, AK Parti’lisi de açıklasın hepsi açıklasın. Ondan sonra siz siyasetçiye şunu sorun, senin 600 milyonluk villan var, sen hayatında bir gün çalıştın mı, hayatınızda bir gün sigortalı çalıştınız mı, devlete kaç lira vergi verdiniz şimdiye kadar, sen bu 600 milyonu bir yılda nasıl yapıyorsun, bu televizyonu neyle satın aldınız? Niye sormuyor? Öbür oğlanın da İzmir’de bir villası çıktı 300 milyon lira. Peki, sen hangi ticareti yaptın? İş yok hiç birisinde. Buradakiler de vatan evladıdır arkadaşlar. Adalet bunun hesabını sormalı. Hakkınıza sahip çıkmak, ülke idaresinde ağırlığınızı hissettirmeniz lazım. Ama bunu yapmanız için ben gönülden istiyorum önce Ankara yönetiminde kendinizi hissettirin. Onun da yolu Başkent Gençlik Meclisi.”


