Ana Sayfa Arama Galeri Video Yazarlar
Üyelik
Üye Girişi
Yayın/Gazete
Yayınlar
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Namaz Vakitleri Gazeteler Puan Durumu
WhatsApp
Sosyal Medya
Uygulamamızı İndir




DİSK Başkanı Çerkezoğlu’ndan asgari ücret uyarısı

Türkiye Devrimci İşçi Sendikaları Konfederasyonu Genel Başkanı Arzu Çerkezoğlu, asgari ücret pazarlıkları öncesinde önemli açıklamalar yaptı.

Türkiye Devrimci İşçi Sendikaları Konfederasyonu Genel Başkanı Arzu Çerkezoğlu, asgari

Türkiye Devrimci İşçi Sendikaları Konfederasyonu Genel Başkanı Arzu Çerkezoğlu, asgari ücret pazarlıkları öncesinde önemli açıklamalar yaptı. Çerkezoğlu, 2025’in çalışanlar açısından önceki yıllara göre daha kötü geçtiğini belirterek, “2026 daha ağır, daha kötü olacak. Alım gücümüzün 2025’e göre daha da gerileyeceği kesindir” dedi.

Yüksek enflasyon karşısında asgari ücretin eridiğini vurgulayan Çerkezoğlu, yıl sonunda 15 bin liraya kadar düşeceğini söyledi. “2025’te asgari ücret yüzde 30 artırıldı ama enflasyon yüzde 44.4 geldi. Türkiye bir asgari ücret ülkesi haline getirildi. Son 20 yıldır uygulanan politikalarla asgari ücret ortalama ücret oldu. Türkiye’de çalışanların yarısı asgari ücretli. Dünyanın hiçbir yerinde asgari ücret bu kadar gündem olmaz. Eskiden yıl sonunda konuşurduk, şimdi tüm yıl boyunca konuşuyoruz” sözlerini kullandı.

Asgari ücretlinin 2025’in başında yüzde 14.4 alacaklı başladığını ifade eden Çerkezoğlu’nun sözlerinin öne çıkanları şöyle.

“Şimdi hem enflasyon hem yüksek vergiler karşısında alım gücü ciddi oranda eriyor. Asgari ücretlinin resmi enflasyon karşısındaki 10 aylık kaybı 6 bin 322 lira. Asgari ücret 16 bin TL düzeyine düşmüş durumda. Yıl sonunda 15 bin liralara düşer. Bir ailede 4 kişi çalışsa da yoksulluk sınırına ulaşamıyor.

İktidar diyor ki hedeflenen enflasyon. 2009’dan bu yana hedef enflasyon hiç tutmadı. Bu kadar ciddi kayıp yaşamış asgari ücretliye yüzde 20’ler en fazla yüzde 30 zammın konuşulduğu bir sürece gidiyoruz. Bu oranlarla asgari ücret 30 bin TL’yi bile görmeyecek. Çalışanların yüzde 70’i toplu sözleşme kapsamında olsa asgari ücret hiç konuşulmazdı.

Hükümet ve işveren eliyle hazırlanan bir asgari ücretin Türkiye’yi ne hale getirdiği ortada. Komisyon 15 kişiden oluşuyor 5 işçi, 5 işveren 5 hükümet temsilcisi. Oy çokluğuyla karar alınıyor ve hiçbir itiraz mekanizması yok. 2000’den beri 28 kez asgari ücret belirlenmiş bunun sadece 8’inde mutabakat var. İşçi kesimini temsil eden Türk-İş masada olmamasına ya da imza atmamasına rağmen hükümet işveren ücreti belirliyor.

Her zaman kendimizi bu sürecin bir muhatabı olarak gördük. İş yerlerinde, meydanlarda mücadele ediyoruz. Emeğiyle geçinenleri talebini görünür kılacak, bir baskı gücünü örgütlemek lazım. Türk-İş ile tabi süreci istişare ediyoruz, bizim de görüşlerimizi alıyorlar. Önemli olan insanca bir asgari ücret için nasıl bir mücadele yürütüleceğidir.

Asgari ücretin belirlenme süreci devletin toplumla yaptığı en büyük toplu sözleşmedir. Bunun gerçek bir toplu pazarlıkla olması şarttır. Masada olan işçi tarafının da yaptırım gücü olmalı. Asgari ücret görüşmelerinde uyuşmazlık halinde toplu eylem, grev, itiraz hakkımız olmalı. Bu olmadığı sürece milyonlar açlıkla yüz yüze kalır.

Adaletsiz ücret politikasına karşı üç yıldır gelirde adalet vergide adalet talebiyle bir mücadele veriyoruz. Bunu tüm emek örgütleriyle büyütmek istiyoruz. Aralık ayı itibarıyla iş yerlerinde eylemlere başlayacağız. 5 Aralık’ta Kocaeli’de kitlesel eylem yapacağız. Asgari ücret işçinin ailesiyle birlikte geçineceği bir ücret olmalı. Ama Türkiye’de asgari ücret hâlâ tek bir işçi üzerinden hesaplanıyor. Bir de aile yılındayız. Herkesin birlikte yaşadığı bakmakla yükümlü olduğu bir ailesi var.

İşçinin ailesiyle birlikte geçinebileceği bir ücret olmalı. Bir evde iki kişi çalışıyorsa o eve en az yoksulluk sınırı kadar gelir girmeli. Daha önce rakam açıklardık ama son yıllarda rakam telaffuz etmiyoruz. Enflasyon o kadar yüksek ki bugün söylediğiniz rakam bir ay sonra anlamını yitiriyor.

Ortada bir refah yok. İşçiyi enflasyona ezdirmedik deniyor. TÜİK enflasyonu ile asgari ücrete yapılan zam ortada. Daha nasıl ezilecek asgari ücretli. Çalışan üzerindeki vergi yükü çok yüksek. Ücretlerde müthiş kesintiler var. Bir aile çocuğunu okula gönderirken beslenme çantasına bir mandalina bir muz koyup koyamayacağıyla ilgili çok somut şeyler konuşuyoruz. Bir yumurta 10 lira olmuş işçi nasıl alıp çocuğuna yedirecek.

2026 daha ağır ve kötü olacak. Hele bu politikalarla gidilirse orta vadeli programda yazdıklarını yaparlarsa, iğneden ipliğe her şeye yeni vergiler gelecek. Ağır ekonomik tablonun, yüksek enflasyonun, üretim daralmasının bütün bunların faturasını topluma, emekçiye, küçük esnafa yıkmaya dönük politikalarda ısrar edecekler ve 2026 kesinlikle daha kötü olacak.

Türkiye ekonomisi herkesi etkileyen çok sıkıntılı bir süreç yaşıyor. Üretimin çok daraldığı bir dönemdeyiz. Kalıcı, güvenceli istihdam yaratacak ekonomik politika olmadan, ne enflasyonu düşürebilirsiniz ne de sıkıntıları ortadan kaldırabiliriz. İstihdamı koruyacak işçilerin de insanca geçinebileceği bir ekonomik planlama mümkün. Kıdem tazminatını Şimdi ikinci basamak emeklilik sistemleri gündeme getiriliyor. En temel haklar ortadan kaldırılmaya çalışılıyor. Ne üreteceğiz, nasıl üreteceğiz ürettiğimizi nasıl bölüşeceğiz tüm mesele bu.

Tam da bu nedenle biz asgari ücret için adaletli gelir ve vergi dağılımı, iş cinayetlerinin önlenmesi için mücadele yürütüyoruz. Bunu değiştirecek tek güç örgütlü bir işçi sınıfı.”