Üsküdar Üniversitesi Sosyoloji Bölümünden Dr. Berat Dağ, Türkiye’de suç oranlarında son on yılda yaşanan artışı değerlendirdi. Adalet Bakanlığı verilerine göre, 2011’de cezaevine giren kişi sayısı 128 bin iken bu sayı 2020’de 266 bine ulaştı. Bu da %108’lik bir artış anlamına geliyor. Erkek hükümlüler toplamın %95’inden fazlasını oluştururken, kadın hükümlü sayısında da iki katına yakın bir yükseliş dikkat çekiyor.
En çok işlenen suçlar arasında kasten yaralama (40 bin 445 hükümlü) ile hırsızlık (39 bin 279 hükümlü) öne çıkıyor. Uyuşturucu ticareti, dolandırıcılık ile madde kullanımı da bu suçları takip ediyor. Cinayet olgularında ise uzun vadeli bir düşüş gözleniyor; 2006’da 3 bin 020 olan sayı, 2020’de 2 bin 075’e geriledi.
Dr. Dağ, suç oranlarındaki artışın yalnızca bireysel değil, yapısal nedenlere dayandığını belirtti. Kutuplaşma, ekonomik kriz ile toplumsal parçalanma süreçlerinin bu eğilimi tetiklediğini söyledi. Gençler arasında suça yönelimin arttığını vurgulayan Dağ, yalnızca 15–17 yaş grubunda 8 bin 500 gencin cezaevine girdiğini açıkladı.
Bölgesel farklılıklara da dikkat çeken Dağ, Erzurum’da yürütülen “Huzurum Erzurum” projesiyle mal varlığına karşı işlenen suçlarda %34, kişiye karşı işlenen suçlarda ise %5 oranında azalma sağlandığını belirtti. Bu örnek, yerel güvenlik politikalarının etkili olabileceğini gösteriyor.
Cezaevlerinin kapasite aşımı sorunu da büyüyor. 2020’de 230 bin kişilik kapasiteye karşılık 266 binin üzerinde hükümlü bulunuyor. Yeni cezaevleri inşa edilse de sorun çözülmüş değil. Dr. Dağ, yalnızca hukukî değil, toplumsal çözümlerin de hayata geçirilmesi gerektiğini vurguladı.
Son olarak, suçun sosyolojik temellerine yeterince odaklanılmadığını belirten Dağ, “Toplumsal yaşamda güven, eşitlik ile özgürlük değerleri sürekli kılınmadıkça suç sorunu artarak sürecektir” dedi


