Ana Sayfa Arama Galeri Video Yazarlar
Üyelik
Üye Girişi
Yayın/Gazete
Yayınlar
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Namaz Vakitleri Gazeteler Puan Durumu
WhatsApp
Sosyal Medya
Uygulamamızı İndir




“Laikliği özgürlük sayan ya salaktır ya asalak!

Yeni Şafak yazarı Yusuf Kaplan, “Bu millet anayasasını yapamayacak mı?” başlıklı köşe yazısında Türkiye’nin kendi anayasasını oluşturamamasını eleştirdi.

Yeni Şafak yazarı Yusuf Kaplan, “Bu millet anayasasını yapamayacak mı?”

Yeni Şafak yazarı Yusuf Kaplan, “Bu millet anayasasını yapamayacak mı?” başlıklı köşe yazısında Türkiye’nin kendi anayasasını oluşturamamasını eleştirdi. Kaplan, “Bin yıl dünya tarihini yapan bir toplumun hâl-i pür melâline bakın, bu millet köle mi?” sözleriyle mevcut durumu sorguladı.

Yazısında laiklik kavramına da sert eleştiriler yönelten Kaplan, “Laiklik, gerçekliği fizik gerçekliğe indirgeyen, metafiziği yok sayan, dünyayı kutsayan bir barbarlık biçimidir; ontolojik şiddettir” sözlerini kullandı. Büyük düşünür Hegel’in görüşlerine gönderme yapan Kaplan, laikliğin varlığın düzenini alt üst ettiğini savundu.

Kaplan, laikliği özgürlükle özdeşleştirenlere yönelik olarak, “Laikliğin özgürlük olduğunu söyleyen ya salaktır ya asalak!” sözleriyle tepki gösterdi. Yazıda, laikliğin Batı’da İncil’e dayalı anayasal düzen içinde yer bulduğunu, Türkiye’de ise İslâm’ın dışlandığını ileri sürdü.

Kaplan şöyle yazdı:

“İnsanlığa barış yurdu armağan edecek model bizde ama biz, boynumuza geçirilen Laikçilik tasmasını çıkarıp atmak yerine, bu tasma’ya güzellemeler diziyoruz!

Üstelik de laikliğin ‘tartışılmaz evrensel özgürlük modeli olduğunu'(!) bu ülkenin İslâmî kesimleri savunur hâle geldiler!

Laikliğin, özgürlükle özdeş olmadığını, ‘özgürlükleri değil imtiyazları artırdığını’ Braudel’den MacNeill’e kadar büyük tarihçiler göstermediler mi?

Hâl böyleyken, laikliğin özgürlük olduğunu söyleyen ya salaktır ya da asalak!

Laiklik nereye özgürlük getirmiş, biri çıksın söylesin?

Laiklik, gerçekliği fizik gerçekliğe indirgeyen, metafiziği yok sayan, dünyayı kutsayan bir barbarlık biçimidir, ontolojik şiddettir, varlığın düzenini alt üst ettiği için, büyük düşünür Hegel’in bam telinden yakalayan ifadesiyle.

Bu barbarlık biçiminden, insanlığı, yine Hegel’in ifadesiyle, İslâm kurtarmıştır: İslâm, hakikati parçalamamış, hayatı ve hakikati bir bütün olarak kavramış, hiçbir varlığı, inancı, inanç ve toplum kesimini dışlamamış, -toplumun düzenini ve huzur ortamını bozmadıkları sürece- herkese hayat hakkı tanımıştır.

Unutmayalım:

Laikçilik tasması, bizi durdurmak, tarihî yürüyüşümüzü bitirmek için boynumuza geçirildi.

Ama boşuna yoruyorlar bu aziz milleti! Bu prangaları sabırla kıracak bu masum millet!

Oysa, Batılı laik ülkelerin anayasaları İncil’e vurgu yapar. Ama sözüm ona bu Müslüman ülkenin anayasası; İslâm’ı dışlar, laikliği kutsar.

Hâlâ darbe anayasası değiştirilemiyor, düşünün artık!

Bu ülkede bütün cinayetler laikçilik adına işlenmedi mi?

Binlerce İskilipli Atıf, laikçilik adına asılmadı mı?

Bütün darbeler laikçilik adına yapılmadı mı?

Laikçilik, bu toplumun yeniden tarihî bir yürüyüşe geçmesinin önündeki en büyük takozdur.”